5 haber
Bize Katılın
Hasan Şahintürk

Çıkmazlardan Kurtulmak İçin Tarihe Bakmak

Geçmiş algısı zümreden zümreye değiştiği için ve toplumsal hafızamız ortak bir noktada kesişmesi engellendiği için zulme uğrayanların hep birlikte yanında olmamız gerekirken kimimiz uzaktan sadece seyrediyor.

Çıkmazlardan Kurtulmak İçin Tarihe Bakmak
Bu haber 05 Mayıs 2016 - 1:19 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Toplum olarak birçok şeye ihtiyaç duyduğumuz ve bu ihtiyaçların yoksunluğunun bizi ileriki zamanlarda daha güç elde edebileceğimiz ihtiyaçlara doğru sürüklediği zamanlardan geçiyoruz. Tarih içerisinde her dönem için böyle eksikliklerden bahsedilebilir. Toplum, bir birey gibi yaşamını idame ettirebileceği çeşitli ihtiyaçlara sahiptir. Bu ihtiyaçlardan dün, bugün ve gelecek tasavvurundan bahsederek bu üç zaman algısından geçmiş  hakkında birkaç söz söylemek isterim. İnsan için hafıza oldukça önemli bir şeydir. Hafıza insanın ayakta durmasını sağlar. Yani doğru hatırlaması gereken bir geçmişi ve o geçmiş üzerine inşa etmiş olduğu bugünü ve bugününden itibaren inşa edeceği bir yarını olacağından insanın ayakta durabilmesi için sağlam bir hafızaya ihtiyacı vardır. Daha basit bir ifade ile insanda hafıza olmazsa veya belirli bir süre sonra o hafızanın silinme durumu olsa öğrendiğimiz her şeyi tekrardan öğrenmemiz gerekecekti. Tekrardan okuma yazmayı öğrenmek, bildiğimiz yabancı dilleri tekrardan bilmeye çalışmak, oturduğumuz evin adresini tekrardan ezberlemek, telefon numaralarımızı vs. Bu varsayımsal durum düşünüldüğünde ne kadar da korkunç geliyor değil mi ? Bu ifade ile hafızanın bizim için ne kadar önemli bir şey olduğunu ispatlamaya devam etmenin bir manası yok. Hafıza, yani geçmiş, yani tarih, yani dün her haliyle bizim ayaklarımızı güçlendiriyor ve hafızamızdan aldığımız güçle ayakta durabiliyoruz. Toplum için de bu durum böyle. Hafızasını yitiren toplumlar ayakta duramıyorlar. Ayakta duramayan toplumlar ise düştükleri yerde kalıp, düştükleri yerin tabiatına karışıyorlar. Şimdi bu durumu Türk Toplumu için biraz kafa yorup düşünmemiz gerekiyor. Bizim bir hafıza problemimiz mi var? Varsa bu hafıza problemi ne aşamada? Ve bu aşama bize bugün ne gibi problemler yaşatıyor? Bu sorulara kısaca cevap vermeye çalışalım. Bir kere bizim son üç yüz yıldır hafıza ile alakalı sorunlarımız var. Çünkü son üç yüz yıldır hafızamızı nereden başlatacağımız konusunda problem yaşadığımız için, yani; biz kimiz, nerede doğduk? Adımız nedir? Neden bu topraklardayız? Vs. sorulara doğru dürüst cevap veremediğimiz için hafızamız oldukça sorunlu ve tahribata uğramış. Bu hafıza problemi, Osmanlı İmparatorluğunun modernleşme çabaları ile Türk Milletinin yönünü Batıya çevirmesi, bu dönüşümün 19. Yüzyılda hız kazanması, buna karşılık modernleşmeye farklı anlamlar yüklenmesi, Cumhuriyetle beraber farklı bir tarih görüşünün benimsenmesi gibi oldukça genel hatlarıyla ifade ettiğimiz süreçler neticesinde Türk Toplumunun, Türk Aydının kafasının karışık olması ile alakalı bir durumdur. Bu kafa karışıklığı, kabaca ifade edersek coğrafi durumun da etkisiyle bir Batılı veya Doğulu olma veya olamama durumudur. Haliyle bu iki arada kalmışlık durumu hafızamızda nereden bir başlangıç yapmamız, kim olduğumuz, adımızın ne olduğu veya bu topraklarda ne aradığımız konularında sorunlar yaşamamıza neden oluyor. Nihayetinde, hafızamızı nereden başlatmamız, adımızın ne olduğu, kim olduğumuz gibi sorulara farklı farklı yanıtlar bulma durumu ortaya çıkıyor. Çünkü bizi biz yapan tarihimiz konusunda birimiz, tarihimizin bir kısmını beğenmiyor ve tarihteki o süreci hafızasından siliyor. Kimimiz, Batıya çevirdiğimiz yüzümüzü reddediyor, kimimiz Doğuya, İslam’a çevirdiğimiz yüzümüzü. Doğuya dönünce bizim adımız farklı bir anlama geliyor Batıya dönünce farklı. Tıpkı bizi Batıda ve Doğuda yaşayanların gördükleri gibi. Avrupa Konseyinde bize Müslüman, Doğulu bir ülke olarak bakıyorlar. Arap Birliğinde Batılı bir ülke oluyoruz. Dünya bize bir isim ve geçmiş verme konusunda problem yaşıyor. Bu problemi biz de yaşıyoruz. Çünkü geçmişe her gün farklı etkiler altında bakıyoruz.  Etkiler farklı olunca geçmişimiz de farklı bir zemine oturuyor. Böyle olunca her dönem farklı bir geçmişe sahip oluyoruz. Bir dönem için karar verdiğimiz geçmiş, bir sonraki dönemde reddedilebiliyor. Bu her toplum için böyle olsa da bizim coğrafi konumumuzdan dolayı hafızasının başlangıç yerini kestirme noktasında en çok problem yaşayan milletlerden biri oluyoruz.

Bu açıklamalarla birlikte “Bizim bir hafıza problemimiz mi var?” sorusunda cevap verebildik sanırım. Şimdi ikinci; bu hafıza problemi ne aşamada? ve onunla bağlantılı olan üçüncü; bu aşama bize bugün ne gibi problemler yaşatıyor? sorularına cevap bulmaya çalışalım. Hafızamızda bir problemimiz var onu kabul ettik. Hafızamızda problem ve tahribat olduğu için yaşadığımız sorunlarda neye göre hareket edeceğimizi kestiremiyoruz. Coğrafyamızda gerçekleşen olaylara karşı bir ortak nokta-yi nazar belirleyemiyoruz. Çünkü ortak bir geçmiş bilincini oluşturma konusunda hafızamızda çok güzel örnekler ne yazık ki yok. İsrail-Filistin meselesinde kimimiz bizim meselemiz değil derken bazılarımız bu meselenin tam da bizim meselemiz olduğunu söylüyor. İşte bu iki farklı görüş ortak tarih bilincinin yoksunluğundan kaynaklanmaktadır. Aramızdan birileri Türkiye’nin Orta Doğu’ya yüzünü dönmesini, oradaki meselelerle alakadar olmasını Türkiye’nin Orta Doğu bataklığına çekilmesi olarak görürken kimimiz Orta Doğu’nun evimizin içi olduğunu, o bölgenin manevi sınırlarımız dahilinde olduğunu düşünüyor. Aramızdan birileri İsrail, Filistin’i bombalamaya başladığında sokaklara dökülüyor, mitingler düzenliyor, sosyal medyada kınama mesajları yayınlıyor. Kimileri kalbi olarak bu konuda üzgün olsa da bu faaliyetleri düzenleyenler kadar bu meseleye eğilmiyorlar. Bunun yanında Suriye ve Irakta İŞİD ile Kürtler savaşırken, Kürtler öldürülürken Filistin meselesinde daha duyarlı olan insanları bu konuda duyarsızlıkla suçluyor. Aynı şekilde Doğu Türkistan’da Çin Zulmü altında yaşayan insanlar için sosyal medyada aşağı yukarı aynı farkta reaksiyonlar veriliyor. Nihayetinde acının dini, dili ve ırkı yoktur dense de gerçekte verilen reaksiyonlar bunun tam tersine gerçekleşiyor. Bizce bu farklı reaksiyonların kaynağı bizim yaşadığımız geçmiş algısı probleminden kaynaklanmaktadır. Geçmiş algısı zümreden zümreye değiştiği için ve toplumsal hafızamız ortak bir noktada kesişmesi engellendiği için zulme uğrayanların hep birlikte yanında olmamız gerekirken kimimiz uzaktan sadece seyrediyor. Son günlerde Rusya ve Suriye’nin Esed yönetiminin Bayırbucak Türkmenlerine karşı yürüttüğü operasyonlara karşı medyanın görmezden gelme reaksiyonu bu durumla alakalıdır. Sosyal medyada da durum neredeyse aynı. Kimileri sosyal medyada bu duruma karşı gruplar, etiketler oluştururken kimileri bu durumu uzaktan seyrediyor. Hafızamızda yaşadığımız problemler yanı başımızda hatta evimizin içinde yaşadığımız sorunlara karşı nasıl davranmamız konusunda ortak bir paydada buluşmamızı engelliyor. Bu olumsuzluğun ortadan kalması için bizim yapmamız gereken sağlam bir tarih bilincine sahip olmaya çalışmaktır. Bazı şeyleri hatırlamıyoruz, görmezden geliyoruz. Bunun için nasıl ki bugünün içinde yaşadığımız için bugünden ayrı düşünülemiyorsak, geçmişte bir zamanlar yaşadığımız için de geçmişten ayrı düşünülemeyiz. O halde son günlerde yaşadığımız Bayırbucak Türkmenlerinin durumu bizim için ne demek olduğunu şuan itibarıyla hatırlamamız ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Bunun için müracaat etmemiz gereken yer tarihin ta kendisidir.

Bayırbucak Türkmenleri, 7. Yüzyıldan itibaren, yoğun olarak da 10. Ve 11. Yüzyılda devam eden Orta Asya’dan gelen Oğuz Akınları neticesinde Suriye’nin kuzeyini kendilerine yurt edinmiş bir topluluk. Aynı dili konuşuyoruz. Aynı ortak kültürü, aynı tarihi paylaşıyoruz. Tıpkı Orta Doğu’daki diğer milletler gibi. Hal böyle iken tarihi hafızamızın referansları bir şekilde farklılaşıyor ve Bayırbucak Türkmenlerinin çektiği cefa bazılarımıza, bazılarımız kadar tesir etmiyor. Durumun neden böyle olduğunu yukarıda ifade etmeye çalışmıştık. Bir şekilde hafızamıza etki ediliyor. Aynı duyarlılığı farklı ırktan ve dinden insanların maruz kaldığı acılara karşı gösteremiyoruz. Halbuki hareket etmemiz gereken nokta tarihi hafızamızdır.

 
5haber.com'u sosyal ağlarda takip ederek son dakika gelişmelerinden anında haberdar olabilirsiniz; Facebook | Twitter | Google + | Youtube 
Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA