SON DAKİKA

75. Altın Küre Ödülleri, Kadın, Siyah Giyen Adamlar ve Dilek Yardım

75. Altın Küre ödülleri dağıtıldıktan sonra kimi filmlerin, dizilerin ya da oyuncuların aslında ödülleri hak etmedikleri fakat yapımların içeriklerinin kadın odaklı olması sebebi ile ödül aldıkları bile yazılıp çizildi. Öyle mi dersiniz? İlay Bilgili yazdı

Bu haber 15 Ocak 2018 - 23:07 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bu sene 75.’si düzenlenen, hem televizyon hem sinema dalında ödül dağıtan ve Oscar’ın habercisi olarak tanıdığımız Altın Küre Ödülleri geçtiğimiz günlerde sahiplerini buldu. Sahipleri ödüllerine sarıladursun bu sene ödül töreni tüm imkânlarını kadınlar için seferber etti. Öyle ki ödüller dağıtıldıktan sonra bile kimi filmlerin, dizilerin ya da oyuncuların aslında ödülleri hak etmedikleri fakat yapımların içeriklerinin kadın odaklı olması sebebi ile ödül aldıkları bile yazılıp çizildi. Öyle mi dersiniz?

Bir süre önce Rose Mcgowan ve Ashley Judd’un New York Times’a konuşup Harvey Weinstein’in kendilerini taciz ettiğini söylemesiyle başladı skandallar zinciri. Diğer yandan halihazırda hemen hemen hepsi piyasanın içinde olan yıldızlar, yönetmenler ve piyasanın domino taşı insanlar bu taciz skandalından yeni haberdar olmuş da olamazlardı elbet. Peki şimdi neydi kırmızı halıda siyah giymeler, tacizi protesto etmeler? Hollywood riyakâr ve ikiyüzlü müydü gerçekten?

Burada bana göre çok daha çarpıcı bir gerçek çıkıyor karşımıza; özellikle kadın oyuncular, kadın yönetmenler, kadın senaristler zaman içerisinde tüm bu yaşananlara, şahit olduklarına piyasada kalabilmek için ve kadın oldukları için sessiz kalmak zorunda kalmış olabilirlerdi ki bana göre öyle. Peki erkekler neden susmuşlardı? Birçok sebebi olmasının yanında sanıyorum en önemli sebebi ‘erkek’ olmaları olabilir. En nihayetinde törene damga vuran bir konuşma yapan Oprah Winfrey de ‘sessiz kalmayan erkekler…’ diye bahsetti onlardan. Bunca yıl susan erkeklerin bu sene ‘siyah giyen adamlar’ olarak karşımıza çıkmalarını riyakâr bulmuyorum açıkçası. En azından tüm dünyanın gözü üzerinde olan bir organizasyonda, dünyanın kadını hala ezdiğinden bahsedildi. Zaten törenin mottosu da ‘Time is up’ idi; yani sanki zaten biliyorduk ama artık zaman doldu der gibiydiler. En nihayetinde Oprah da konuşmasını ‘Erkek iktidarının zamanı geçiyor!’ diyerek bitirdi. Onun da dediği gibi ne diyelim, ‘Amen, amen, amen!’ Oprah’ın hemen ardından en iyi yönetmen kategorisini sunmak için sahneye çıkan Natalie Portman, tüm söylenenleri haklı çıkaran sunumunda kategoriyi şöyle sundu: ‘Şimdi hepsi erkek olan yönetmen adaylarımız!’ Benim hayalim en iyi oyuncu seçeceksek en iyi oyuncuyu, en iyi yönetmen seçeceksek en iyi yönetmeni seçmekten yana. Tüm bu cinsiyetçi kategorileri bile yıkmakta aslında. En iyi erkek oyuncu, en iyi kadın oyuncu yerine dilerim bir gün en iyi oyuncu kategorisi olur. Tom Hanks ile Meryl Streep aynı kategoride yarışırlar çünkü onlara bakınca kadın ve erkek olduklarından çok ne kadar büyük oyuncular olduğunu görmek istiyor insan. Velhasıl belli ki kadın olmak yüz yıllar önce olduğu gibi hala çetrefilli bir yol!

Sevgili okur, buraya kadar binlerce dolarlık kıyafetleri, lüks arabaları, sosyal statüleri ile töre, örf ve adetlerden bağımsız, yine de her şeye rağmen çok daha özgür Hollywood starlarından bahsettik. Kadın olmanın zorluğunun skalası çok geniş. Bugün dünyaca tanınmış bir aktristen başlayan yelpaze, Orta Doğu’da çocuk gelinlerden geçip Tayland’da çocukların seks işçisi olarak çalıştırılmasına kadar öyle büyük ve korkunç ki! Özgecan’ın tecavüze uğrayıp, öldürülüp, yakılıp, ellerinin kesilmesinin üzerinden çok da uzun bir zaman geçmemesine rağmen kadın ölümleri ülkemizde hız kesmeden devam etti. Türkiye’de 2017’de tam 409 kadın öldürüldü ve bunların 173’ü yılın ilk beş ayı dolmadan katledilmişlerdi.

Hızını alamayan erk, son dönemde kadınları hedef aldığı gibi kendi evlatlarını da hedef almaya başladı. Pohpohlanan erkeklik bilinçaltları ile terk edilmeyi, artık istenilmemeyi erkekliklerine yediremeyenler çareyi en acıtan yerden vurmakta arıyor. Bunun son mağduru Dilek Yardım’ın acısıyla, tüm ülke sarsıldı. Boşanmaya çalıştığı eşi, biri dört diğeri iki yaşındaki kızlarını silahla vurarak katletti. Dilek Yardım cenazede bir o tabuta bir bu tabuta sarıldı, durdu. Cenazeden sonra Müge Anlı’nın programında konuşan acılı annenin söyledikleri çok önemliydi. Şöyle dedi, “Kızlarınızı sevin ki sevgiyi başka yerde aramasınlar.” Sahi oğullarımızın pipilerini kutsadığımız enerjinin çeyreğini kızlarımızı sevmeye harcıyor muyuz? Erkektir gezer derken evlere kapatılan kızlar çareyi, özgürlüğü aile baskısından kaçmak için evlenmekte aramıyorlar mı? Ve şöyle devam etti Dilek Yardım, “Boşanmak isteyen kızlarınıza kucak açın. Ne yapsınlar, acı çekerek mi yaşasınlar? Öldürülsünler mi?” Yan komşu ne der, eş dost ne der; aman dul olmasın da evinde otursun zihniyeti bu rakamların şişmesinde oldukça etkilidir. Yani sayın okur, hepimiz suçluyuz. O çaylar yudumlanırken edilen dedikodular, fısıltılar da en az o kurşunlar kadar katildir. Dilek Yardım, “Benim çocuklarım şu an hayatta olabilirdi,” diye haykırdı. Sadece onun çocukları mı? Belki şu an tam 409 can hayatta olabilirdi. Eğer biz kadın demeseydik, erkek diye yüceltmeseydik, bir cinse her şeyi meşru kılarken diğerine tüm yükü yıkmasaydık belki ha? Belki o vakit Özgecan şimdi okulundan mezun olmaya hazırlanırdı, Dilek Yardım toprağı değil evlatlarını kucaklıyor olurdu. Bizimki gibi ataerkil toplumların biz kadınlar için, yalandan bile olsa, riya bile olsa siyah giyecek adamları da yok, ne acı. 75. Altın Küre Ödülleri riyakâr mıydı? Kadınlar olarak desteklenmeye öyle açız ve hasretiz ki yalandan bile olsa güzeldi sevgili okur!

İlay Bilgili

İlay Bilgiliilaybilgili@5haber.com
1981 Elazığ doğumlu. Aslen Hataylı. Marmara Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde öğrenim gördü. 2004 yılından bu yana öğretmen olarak görev yapıyor. Yazıları bir çok dergi ve internet sitesinde yayımlandı. “Artis” isimli öyküsü 2017 Altkitap Öykü Seçkisi’ne girdi. “Yazdım Sihir Oldu” isimli bir kitabı bulunmaktadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.