Gül Çelik tarafından yazılmış tüm yazılar

Honeyland 2 dalda Oscar Adayı

Yönetmenliğini Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov’un yaptığı dram, belgesel türü olan Homeland filmi 2019 yapım Makedonya filmidir.

Filmin oyuncu kadrosunda; Hatidze Muratova, Nazife Muratova, Hussein Sam, Mustafa Sam ve Ljutvie Sam yer almaktadır. Honeyland’ın (Bal Ülkesi) konusu; Kuzey Makedonya’nın terk edilmiş bir köyünde arıcılık yaparak geçimini sağlayan Hatice Muratova, hasta annesiyle birlikte yaşıyor. Muratova, eski arıcılık geleneklerini kullanarak yabani aracılık yapıyor ve bunu yaparken de arıların payını da es geçmiyor. Arılar ile konuşup onlara şarkı söylüyor. Yaşadığı köye göçebe arıcıların gelmesi ile birlikte Hatice’yi zorlu bir mücadele bekliyor.

Çekimleri üç yıl süren Honeyland’ın (Bal Ülkesi), 2019 Dünya Sundance Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü, Değişim Etki için Özel Jüri Ödülü ve Sinematografi için Özel Jüri Ödülü de dahil olmak üzere üç ödül kazandı.

(Ülkemizde en son 2018 yılında Tolga KARAÇELİK’in Kelebekler filmi, Sundance Film Festivali’nin Dünya Sineması bölümünde Jüri Büyük Ödülü kazanmıştı.)

TRT destekli Kuzey Makedonya yapımı belgesel filmi olan Honeyland (Bal Ülkesi), 2020 Oscar Ödülleri için “En İyi Yabancı Dilde Film” ve “En İyi Belgesel Film” kategorilerinde olmak üzere 2 dalda aday gösterildi.

92. Oscar Ödülleri 9 Şubat’ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Diğer Kültür Sanat haberleri için tıklayınız. 

 

 

Nuri Bilge Ceylan’dan yeni bir film: Kuru Otlar Üstüne

Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999), Uzak (2002), İklimler (2006), Üç Maymun (2008), Bir Zamanlar Anadolu’da (2011), Kış Uykusu (2014) son olarak Ağlat Ağacı (2018) filmleri ile bilinen ve sevilen Nuri Bilge CEYLAN’ın yeni filminin ismi; Kuru Otlar Üstüne.

Geçtiğimiz yılın sonunda yönetmen Nuri Bilge CEYLAN, birlikte çalıştığı yapımcısı Zeynep ATAKAN ile yollarını ayırmıştı. 12 Punto TRT Senaryo Günleri’nde “Ustaya Saygı TRT Ortak Yapım Ödülü” bu yıl Nuri Bilge CEYLAN’a verilecek. Haber TRT 12 Punto, Twitter hesabından yayınladığı bir gönderide ünlü yönetmen Ceylan’ın yeni filminin adının Kuru Otlar Üstüne olduğunu açıkladı. Filmin henüz konusu ve oyuncu kadrosunun belli olmadığını ancak önümüzdeki günlerde açıklanacağını tahmin ediyoruz.

5haber.com sinema ekibi

Nevşehir’de Bir İlk: Kapadokya Film Festivali Hazırlıkları Başladı

Nevşehir Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenecek olan Kapadokya Film Festivali, 29 Mayıs’ta başlayacak.  

Altı (6) gün sürecek olan Kapadokya Film Festivali, 29 Mayıs – 3 Haziran tarihleri arasında, Ulusal ve Uluslararası filmler ve birbirinden değerli isimleri, Nevşehirli sanat ve sinemaseverlerle bir araya gelecek. 

‘KAPADOKYA FİLM FESTİVALİ, NEVŞEHİR’E ÇOK YAKIŞACAK’ 

Film Festivali için çalışmalara başladıklarını söyleyen Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Kapadokya Film Festivali’nin ulusal sinemaya katkı sunmanın yanında, Nevşehir’e sosyal, kültürel ve turizm alanında önemli faydalar sağlayacağını ifade etti. 

Kapadokya Film Festivali’nin ayrıntılarını en kısa sürede paylaşacakları söyleyen Başkan Arı, Kapadokya bölgesinin eşsiz coğrafyası ve kültüründen aldığı ilhamla, ulusal ve uluslararası seçkin filmler ve çok sayıda önemli sinemacıyı Nevşehir’de sinemaseverle buluşturacak. 

Kapadokya Film Festivali’nin direktörlüğünü ise Suat KÖÇER yapacak. Yoğun bir çalışma süreci başlattıklarını söyleyen KÖÇER, İlki yapılacak olan Kapadokya Film Festivali, Nevşehir’in yanı sıra, sinema sektörüne yeni bir soluk getireceğini ifade etti. 

Kapadokya Film Festivali ile ilgili gelişmeler önümüzdeki günlerde yarışmanın koşulları ve şartnamesi kamuoyuyla paylaşılacak. 

Altan Erkekli, “Sanat Bütün Kötülükleri Aşacaktır.”

Usta oyuncu Altan Erkekli, Alanya Belediye Tiyatrosu’nun düzenlediği “Ustalarla Söyleşi” programında yaptığı konuşmada, sanatın bütün kötülükleri aşacak güce sahip olduğunu söyledi.

Alanya Belediye Tiyatrosu’nun düzenlediği “Ustalarla Söyleşi” programının Mart ayı konuğu, tiyatro, sinema ve televizyon dünyasının usta oyuncusu Altan Erkekli, Kültür Merkezi’nde hayranlarıyla buluştu. Söyleşide sanatın birleştirici gücüne dikkat çeken Erkekli, sanatın bütün kötülükleri aşacağını vurguladı.

Bugün saat 16.00’da başlayan ve 2 saatten uzun süren söyleşi programında Altan Erkekli, tecrübelerini, tiyatro ve sinema oyunculuğu yaparken yaşadığı anılarını ve sanat hayatının ilginç yanlarını, inşaat mühendisi olmak isterken nasıl oyuncu olduğunu söyleşiye katılan vatandaşlarla paylaştı.

“HAYATIN İÇİNDE OLMAK ÇOK ÖNEMLİ”

Tiyatro oyunculuğundan sonra beyaz perdedeki ilk tecrübesi Vizontele’yle ilgili anılarını da anlatan oyuncu, hayatın içinde olmanın insana kazandırdıklarını konuklarıyla paylaştı. Bir dönem Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyeliği de yaptığını hatırlatan Erkekli, Alanya Belediyesi Tiyatro Binası’nın önüne geldiğinde kendini Avrupa’daki bir sanat merkezinin önünde gibi hissettiğini söyleyerek Alanya Belediyesi’ni tebrik etti.

“TİYATRO TOPLUMU ŞİDDETTEN UZAKLAŞTIRIR”

Tiyatro sahnesinin sevgi sunan, toplumu şiddetten uzaklaştıran bir sanat alanı olduğunu vurgulayan Erkekli, “Alanya Belediyesi’nin sahneleri gibi bu ülkeye sahne kazandıran, insan odaklı çalışan belediyelerimize teşekkür ederim” dedi.
Söyleşinin sonunda ayakta alkışlanan Altan Erkekli sevgi seline uğradı.

Erkekli’ye, Belediye Tiyatrosu Müdürü Hüseyin Çinal tarafından Belediye Başkanı Adem Murat Yücel adına plaket takdim edilirken, söyleşinin moderatörü Belediye Tiyatrosu oyuncusu Erman Doğan “Sevgi Taşı-Ostotek”, Çocuk Tiyatrosu Bölümü Sorumlusu Nilbanu Engindeniz ise Alanya İpek Kozasından yapılma pano hediye etti.

 

 

Kaynak: İHA

Tom Hanks, Sinema Sektöründe Değişim Başladığını Açıkladı

Hollywood’un usta ve başarılı oyuncusu Tom Hanks, Hürriyet’ten Barbaros Tapan’a verdiği röportajda, sinema sektöründe değişim başladığını ve kadınların daha büyük sorumluluklar aldıklarını söyleyerek, “Hayatımdaki en iyi eğitmenler kadındı” dedi.

Son olarak “The Post” filmiyle seyirci karşısına çıkan Hollywood’un başarılı oyuncusu Tom Hanks, rol arkadaşı Meryl Streep’e övgüler sıraladı. Usta bir oyuncuyla karşılıklı oynamak nasıldı sorusuna Hanks, işte bu cevabı verdi:

“Meryl ile karşılıklı 5 sahnemiz vardı. Sanırım 4 tanesi filmde kullanıldı. Uzun diyaloglu sahnelerdi. Meryl de herkes gibi sette oyuncu kadrosunun normal bir üyesi gibi davranıyordu. Ama herkes çok iyi biliyordu hiç kimseyle aynı olmadığını… Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından bir tanesi ile karşılıklı oynadıklarını.”

“Çekimlere başlamadan iki üç gün öncesine kadar film yapmaya başlayacağımı hissetmiyorum bile. Ne zaman sete gidiyorum, birebir işle yüzleşiyorum, o zaman havaya giriyorum” diyen oyuncu, “Efsane oyuncular, kahramanlar, yıldızlar da senaryodaki cümlelerini en iyi şekilde söylemek istiyorlar. Bir sahne için milyonlarca farklı yolu deniyorlar, şaşırıyorlar, yeniden başlıyorlar, duruyorlar, korktukları an oluyor, kendilerine çok güvendikleri an oluyor… Onların da aynı şeyleri yaşadıklarına şahit olunca zaten rahatlıyorsun” dedi.

Kadın yönetmen ya da yapımcıyla çalışmanın erkeklerle çalışmaktan farklı olmadığını söyleyen Hanks, “Sadece kadın yapımcılar genelde kötü yemeğe dayanamıyor. Mesela benim hayatımdaki en iyi eğitmenler kadındı. Şahsen hiçbir zaman bir cinsiyetin diğerinden daha üstün olduğunu düşünmedim. Kadın patronlarım da oldu, kendi yapımcılığını yaptığım projelerde kadınlara önemli sorumluluklar verdiğim de” şeklinde konuştu.

“Erkeklerle kadınlara oranla daha çok çalıştım. Çünkü kadınlar bizim sektörde güçlü pozisyonlarda daha azlar. Karar mekanizmalarında erkek egemenliği var” diyen Hanks, “Şimdi değişim başladı. Birçok kadın daha büyük sorumluluk almaya başlayacak ama benim fikrim muhtemelen hiçbir zaman tam eşitlik olmayacak. Neden? Çünkü dünyanın var olan haksız doğasından dolayı. Ama kadınlar eşit derecede olmasa da daha fazla önemli pozisyonda yer alacaklar” sözlerini ifade etti.

En çok hangi filmdeki oyuncunun performansını beğeniyorsunuz sorusuna Hanks, ‘The Godfather 2’ filminde Robert Duvall’ın canlandırdığı Tom Hagen karakterini beğendiğini söyledi.

 

Evde İzleyebileceğiniz Oscar Adaylı Filmler Sizlerle

90. Oscar Ödül Töreni öncesi, evde izleyebileceğiniz Oscar adaylı filmler sizlerle… 2018 Oscar adayı olan ve evde seyredebileceğiniz filmler…

4 Mart’ı 5 Mart’a bağlayan gece gerçekleşecek olan 90. Oscar Ödül Töreni öncesi, evde izleyebileceğiniz Oscar adayı filmler ve filmleri yayınlayan kanallar…

  • Dunkirk (Digiturk-Box Office)

Adaylık kategorileri: En iyi film, en iyi görüntü yönetimi, en iyi kurgu, en iyi prodüksiyon tasarımı, en iyi orijinal müzik, en iyi ses kurgusu, en iyi ses miksajı

 

  • Mudbound (Netflix)

Adaylık kategorileri: en iyi yardımcı kadın oyuncu, en iyi uyarlama senaryo, en iyi orijinal şarkı, en iyi görüntü yönetimi

  • Get Out (Digiturk)

Adaylık kategorileri: En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi orijinal senaryo

  • Blade Runner 2049 (Digiturk-Box Office)

Adaylık kategorileri: En iyi görüntü yönetimi, en iyi prodüksiyon tasarımı, en iyi ses kurgusu, en iyi ses miksajı, en iyi görsel efekt

  • The Boss Baby (Netflix, Blu TV))

Adaylık kategorisi: En iyi animasyon film

  • Guardians of the Galaxy Vol. 2 (Netflix, Digiturk)

Adaylık kategorisi: En iyi görsel efekt

  • Beauty and the Beast (Netflix, Digiturk)

Adaylık kategorisi: En iyi kostüm tasarımı ve prodüksiyon tasarımı

  • Strong Island (Netflix)

Adaylık kategorisi: En iyi belgesel

  • The Last Men in Aleppo (Netflix)

Adaylık kategorisi: En iyi belgesel

  • Icarus (Netflix)

Adaylık kategorisi: En iyi belgesel

  • On Body and Soul (Digiturk)

Adaylık kategorisi: Yabancı dilde en iyi film

  • Wonder (Digiturk)

Adaylık kategorisi: En iyi makyaj ve saç tasarımı

  • Kong: Skull Island (Digiturk)

Adaylık kategorisi: En iyi görsel efekt

  • Insult (Digiturk-Box Office)

Adaylık kategorisi: Yabancı dilde en iyi film

  • Marshall (Digiturk-Box Office)

Adaylık kategorisi: En iyi şarkı adayı

  • War of the Planet of the Apes (Digiturk-Box Office)

Adaylık kategorisi: En iyi görsel efekt

 

 

 

Kaynak: NTV

Cüneyt Arkın ile Söyleşi

Ünlü Yeşilçam oyuncusu Cüneyt Arkın, yoğun çalışma temposundan dolayı mevsim geçişlerini bile fark etmediğini belirterek, “Keşke daha az film çekseydim de dörtnala koşsaydım özgürlüğe, baharlara, çiçeklere” dedi.

Üsküdar Belediyesince düzenlenen “Pelin Çift ile Yeşilçam Söyleşileri” programının bu ay ki konuğu Cüneyt Arkın oldu. Ünlü Yeşilçam oyuncusu Cüneyt Arkın, Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, hayatının bilinmeyen yönlerini ve sinema dünyasında yaşadıklarını anlattı.

Hatıralarıyla seyircileri bol bol güldüren Arkın, “Bir gün Londra’da birini gördüm, ‘Sen Türk müsün?’ dedim. ‘Nereden bildin abi?’ dedi. ‘Türk güzel bakar, yüreğinin güzellikleriyle, iyilik dolu bakar’ dedim, tıpkı sizin bakışlarınız gibi” diye konuştu.

“Yürüyorum ama uçamıyorum”

Arkın, Pelin Çift’in sağlık durumuyla alakalı sorusuna, “Yürüyemiyordum, fizik tedavi oldum. Şimdi yürüyorum ama uçamıyorum” şeklinde cevap verdi.

Filmlerinde hiç dublör kullanmayan Cüneyt Arkın, “Neden kullanayım ki? Ben kendim yaparım. Neden bu güzel halkımı aldatayım? Başkası benim yerime tehlikeye girecek, atlayacak, bana yakışır mı?” dedi. Arkın, hareketli filmler çekmeye “Karaoğlan”la başladığını belirterek, şunları kaydetti:

“Medrano Sirki geldi İstanbul’a, ben oraya girdim. Benim sanatçı olduğumu bilmiyorlar. Havluları taşıttırıyorlar, yerleri sildiriyorlar, çay kahve getirtiyorlar. O sirkte ne yapılıyorsa yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Sonra bir gün onlar Taksim’de dolaşırken benim bir afişimi görüyorlar. Akşam bana bir saygı, benim havlumu onlar taşımaya başladı. Yetmedi Kazak Sirki geldi orada da atlı aksiyon sahnelerini öğrendim. Altı yıl karate çalıştım, siyah kuşak oldum. Bunların hepsini aldım ve sinemaya uyguladım. Yani kolay olmuyor, iki tane güzel laf edeyim, saçlarım bozulmasın derseniz kalıcı olmaz.”

“Kendi kavgacı ekibimi kendim yetiştirdim”

Hareketli filmlerde ilk zamanlarda oyuncu bulmakta güçlük çektiklerine vurgu yapan Arkın, “Kendi kavgacı ekibimi kendim yetiştirdim. Tehlikeli sahneler çekiyoruz, ben onların hayatını kurtarıyorum onlar da benim hayatımı kurtarıyor. Benim evimde çalışırdık, bütün alet edevat vardı. Sete geldiğimizde o kavga sahnesi hazır olurdu, tek seferde çekerdik” ifadelerini kullandı.

Arkın, o dönemlerin imkansızlıklarına dikkati çekerek, “Ben asıl karakter oyuncularına yanarım. Onların çoğu yaşlılar yurdunda, Taksim’de parklarda banklarda kimsesiz bir şekilde öldü. Karakter oyuncuları olmadan Türkiye’de film çekilmezdi. Çünkü onlar filmin kokusu, tadı, her şeyiydi. İsteseler çok büyük paralar kazanırlardı ama karın tokluğuna çalıştılar” değerlendirmesinde bulundu.

Yoğun çalışma temposuna işaret eden Arkın, “Bir gün film çekerken bir kavga sahnesi vardı, çok fazla toz kalktı ben de dışarı çıktım. Çok güzel, tatlı bir rüzgar esiyordu, yüzümü okşadı. Baktım salatalık kokusu geliyor. Adamın biri salatalık soyup satıyor. Baktım ki bahar gelmiş benim haberim yok. Keşke daha az film çekseydim de dörtnala koşsaydım özgürlüğe, baharlara, çiçeklere” yorumunu yaptı.

Cüneyt Arkın, gençleri alkol ve sigaraya karşı uyararak, şöyle devam etti: “Mehmetçik var ya her şeye layık. Bu çocukların haklarını ödeyemeyiz. Evlerimizde rahat rahat televizyon seyrediyorsak o çocuklar gencecik hayatlarını feda ettikleri için. Benden genç olabilirler ama onların ellerinden öpüyorum. O anneler ne aslanlar, ne yiğitler yetiştirmiş. O mübarek şefkatiniz merhametiniz yok mu? Biz sizin yüzünüzden yaşıyoruz. Türk annelerinin sevgisi bütün dünyaya yeter. O Türk anneleri ne dertler çeker ses çıkarmazlar. Onların ellerinden öpmek lazım.”

Eşi Betül Hanımın Fransa ve İngiltere’de tahsil gördüğünü aktaran oyuncu, “O zaman artistlere banka kredi bile vermiyordu. Artistim diye kız da vermediler. Biz Anadolu çocuğuyuz, dayadım kapıya atı, kaçırdım eşimi. İlk zamanlar yemeğe oturuyoruz, tavuk geliyor. Kaç tane bıçak çatal var. Ayak uydurmaya çalışıyorum ama aç kalıyorum. Bir gün dayanamadım, aldım soğanı bir vurdum, tavuğu da elime aldım. Baktım yavaş yavaş o da alıştı. Yalnız kavga ediyoruz şimdi, soğanın cücüğünü kim yiyecek diye. Tabii ben hanıma veriyorum” şeklinde konuştu.

Kadir İnanır’ın Sağlık Durumu

11 Şubat Pazar sabahı evinde aniden fenalaşarak hastaneye kaldırılan Kadir İnanır’ın sağlık durumu hakkında doktoru, Prof Dr. Ergun Demirsoy açıklamada bulundu.

Beyninde pıhtı atması nedeniyle tedavi gören Kadir İnanır’ı, ameliyat edecek olan Prof. Dr. Ergun Demirsoy, operasyonun risk taşıdığını söyledi: “Beyne giden bir damar olduğu için felç kalma riski var. Çok dikkat edilmesi lazım.” Usta oyuncu Kadir İnanır’ın tıkalı damarlarından birine stent takılmıştı. İnanır’ın bir diğer tıkalı damar nedeniyle ikinci kez ameliyat geçireceği söylenmişti. İkinci ameliyatı gerçekleştirecek olan Prof. Dr. Ergun Demirsoy, bir etkinlikte basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Demirsoy, operasyonun risklerinden söz etti: “Yaptığımız tahlillerde beyne giden şah damarında ciddi bir hasar tespit ettik. Daha sonra felç riskiyle karşılaşmaması için o damarı temizleyeceğim. Ancak beyne giden bir damar olduğu için operasyon sırasında da felç kalma riski var. O nedenle çok dikkat edilmesi lazım ama en iyi şekilde halledeceğiz” dedi.

Prof. Dr. Ergun Demirsoy sözlerine şöyle devam etti: Ameliyat öncesi tüm hazırlıklar yapıldı. Kadir Bey’i dinlenmesi için evine gönderdik, önümüzdeki hafta ameliyatı gerçekleştireceğiz.” ifadeleri kullandı.

Alfred Hitchcock’un Rebecca Filmi Yeniden Çekilecek

Sinema tarihinin efsanevi ve kült yönetmenlerinden Alfred Hitchcock’un Oscar ödüllü 1940 yapımı psikolojik, gerilim tür filmi Rebecca’nın günümüz versiyonu yeniden çekilecek. Yeni Rebecca filmini beyazperde de görmeye hazırlıklı olun.

Film haklarını elinde bulunduran DreamWorks ve Working Title, Rebecca filminin günümüz versiyonunu İngiliz yönetmen Ben Wheatley yöneteceği söyleniyor. Free Fire(2016), Kill List (2011) ve Down Terrace (2009) filmleriyle tanınan yönetmen Wheatley, stüdyo ile görüşmelerinin sürdüğü, yönetmenin bu tür filmlere oldukça alışık olması sebebiyle tarafların büyük bir ölçüde anlaştıkları söyleniyor.

Rebecca, İngiliz yazar Dame Daphne du Maurier’in 1938 basımı romanından uyarlanmıştır. Kült yönetmen Hitchcock’un ise önemli eserleri arasında yer alıyor.

Rebecca filmi 1941’de ‘En İyi Film’ ve ‘En İyi Sinematografi’ kategorisinde Oscar’a layık görülmüştü. Aynı zamanda Rebecca, Hitchcock’un dahiyane kurgu ve teknikleri en iyi yansıtan yapıtlarından biri olarak görülür. Filmin üç başrol oyuncusu da o sene Oscar’a aday gösterilmişti.

Yeni Rebecca filminin uyarlamasını kaleme alacak olan Steven Knight ve Jane Goldman yazacaktır. Tabii senaryonun son halini Ben Wheatley’in yazacağı söyleniyor. İngiliz yönetmenin, Frank Miller’ın grafik romanı Hard Boiled’ın Tom Hiddleston’lı sinema uyarlamasının ardından bu projeye başlaması bekleniyor.