Etiket arşivi: recep tayyip erdoğan

Sokağa çıkma yasağı 20 yaş altına da uygulanacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  konuşma yaparak alınan  yeni önlemleri  açıkladı.   “Bu geceden itibaren 20 yaş altı sokağa çıkma yasağı getirildi. 1 Ocak 2000 ve üstü tarihli doğumlu olanlarda aynı 65 yaş üstü gibi sokağa çıkamayacaklar.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan , Korona virüs salgınıyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten  Cumhurbaşkanı “Türkiye’nin en başından itibaren elindeki veriler çerçevesindeki tüm tedbirleri alarak hastalığın ülkemize girişini geçiktirmiştir. Özellikle milletimizden beklentimiz her bireyin kendi karantinasını kendi uygulamasıdır.”  diye belirtti.

 

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan : “Biz bize yeteriz Türkiyem” kampanyasını başlatıyoruz

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan Ulusa Sesleniş konuşması yaptı. Koronavirüs önlemi kapsamında alınan tedbirler sebebiyle bu toplantıyı telekonferans yöntemiyle yaptıklarını açıkladı.

İhtiyaç sahiplerine destek çalışmalarına devletin öncülük etmesi gerektiğini gördüğümüz için Milli Dayanışma Kampanyası’nı Başlatıyoruz. diyerek  7 aylık maaşımı bağışlayarak açıyorum dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Biz bize yeteriz  Türkiyem diye başlatılan kampanya için Aile , Çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığınca yardım hesabı açıldığını bildirdi. Millet vekillerinin bazılarının 3 maaşını  verdiğini belirterek destek beklediğini açıkladı.

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli 5 maaşını bağışladığını açıkladı.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop 5 maaşını bağışladı.

Tim başkanı İsmail Gülle Tim Ailesi olarak Kampanyaya 15 Milyon TL Katkı sunacaklarını açıkladı.

Ak Parti Genel Başkan Vekili  Numan Kurtulmuş 3 Aylık Maaşını kampanyaya bağışladı.

YÖK başkanı Saraç : Şahsım Ve Bütün YÖK üyeleri 1  aylık maaşlarını bağışlayacak.

 

Cumhurbaşkanı Koronavirüs’e karşı 7 maddelik önlem planını açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Koronavirüs tedbirleri kapsamında ilişkin basın açıklaması yaparak bilgi verdi.  “Ülkemizde bugün itibariyle 5698 toplam vaka ve 92 can kaybı olmuştur.”

Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda alınan yeni tedbir paketi hayata geçirmeye kararlaştırıldı. İşte alınan yeni kararlar;

1. Şehirler arası seyahatler bundan sonra valilik iznine bağlanmıştır.

2. Kamuda olduğu gibi özel sektörde de minimum personeller ile esnek çalışma saati yapılacak.

3. Toplu taşıma araçlarında seyrek çalışma düzeni uygulanacak.

4. Piknik alanları hafta sonu kapalı olacak, Balık tutmak , spor yapmak yasak olacak.

5. Askerimiz 14 gün kuralına uygun olarak celp uygulamasına tayin olacaktır.

6. Yurt dışı uçuşları tamamen yasaklandı.

7. Valilerin Başkanlığında Tüm İllerimiz de Pandemi kurulu oluşturulacak gerektiğinde ilave tedbirler alabilecekler.

İstanbul, Ankara , İzmir  olmak üzere 30 Büyük Şehirde bu tedbirler titizlikle uygulanacak. Ev ve iş yerleri dahil olmak üzere sosyal mesafeye dikkat edilerek toplu taşıma araçlarını zorunlu olmadıkça kullanılmayacak. Sadece önemli ihtiyaçlar dışında dışarı çıkılmayacak.

Emeklilerin bayram ikramiyesi Nisan ayında ödenmeye başlanacak

Ülkemizi’de etkisi altına alan koronovirüs önlemleri kapsamında alınan ekonomik kararlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi; “Emeklilerin Bayram ikramiyesini Nisan ayı başında ödüyoruz. Emeklilerimizin maaş promosyon ödemelerinin de şubelere gitmelerine gerek kalmaksızın doğrudan hesaplarına yatırılmasını sağlıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı pakete göre en düşük emekli maaşı 1500 liraya yükseltileceğini açıkladı.

Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında gerçekleştirilen koronavirüsüne yönelik toplantıda alınan karara göre emeklileri sevindiren haber vererek bayram ikramiyelerinin Nisan ayında verileceğini bildirdi. Maaş promosyonlarının da şubelere gitmeden doğrudan hesaplarına yatırılacağını bildirdi.

Neden Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem?

Bir önceki yazımızda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine nasıl geçildiğini, nasıl bir süreç yaşandığını, kimlerin destek verdiğini ve bu sistemin sonuçlarını söylemiş, bizce yanlış ve kusurlu gördüğümüz bazı maddelerine değinmiştik. Biz de eksik ve yanlış yönlerini dile getirmiş olduğumuz bu sistemin, revize edilip tekrar Parlamenter sisteme nasıl dönülmesi gerektiğini yazmıştık.

Türkiye uzun yıllar boyunca siyaseten çalkantılı bir süreç geçirmiş, ekonomik ve siyasi sıkıntılar her daim baş göstermiş ve her hükümet bu sıkıntılarla mücadele etmeye çalışmış, kimi zaman bu ülkede Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Laik-Muhafazakar gibi suni gündemler ya içerden ya da dışardan birileri tarafından gündeme getirilip insanlar birbirine düşürülmüş ve bu ülkenin enerjisi sürekli boşa tüketilmiştir. Bu sıkıntılar güzel ülkemizde her daim baş göstermiş ve geçmiş hükümetler bu sıkıntılarla mücadele etmiş bazıları başarılı olmuş, bazıları ise başarısız olup halk tarafından değiştirilmiştir. Türkiye’de siyasi partiler iktidar olup başa gelmek için her türlü mücadeleyi vermiş, olmayınca da diğer siyasi partiler ile koalisyonlar kurulmuş ve Türkiye uzun yıllar koalisyon hükümetleri tarafından, 2002 Kasım genel seçimlerine kadar idare edilmiştir. Koalisyon hükümetleri bu ülkede her zaman sıkıntılı olmuş ve ülke sağlıklı yönetilmemiş, halkın sıkıntıları göz ardı edilmiş, koalisyondaki partiler sadece kendi çıkarlarını düşünüp, halkın sıkıntıları unutulmuştur. İşte bu ve buna benzer sıkıntılar her daim bu ülkede baş göstermiş ve suçlu olarak da “Parlamenter Sistem” gösterilmiştir.

Recep Tayyip ERDOĞAN önderliğindeki Ak Parti 16 Nisan 2017 tarihinde uzun uğraşlar sonucu Parlamenter sistemi değiştirmek için MHP ve bazı partilerin desteğiyle ülkeyi referanduma götürmüş, referandum % 51.41 evetle sonuçlanınca Türkiye yeni sisteme, yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçmiş odu. Böylece Türkiye’de artık sistem tartışmaları geride kalmış, siyasi tartışmalar bir nebze olsun azalmış, ülke rahatlamıştı. Türkiye artık önüne bakacak, ülke her anlamda gelişecekti.

Ancak aradan uzun yıllar geçmeden bu sistemin eksik olduğu, aceleye getirildiği bazı maddelerin kusurlu olduğu fark edilecek ve muhalefet tarafından güçlü bir şekilde dile getirilecekti, hatta hükümet yanlısı bazı insanlar ve Ak Partili yeni ve eski bazı milletvekilleri tarafından da dillendirilecekti. Çünkü eskiden seçim sonrası hükümet kurmak için koalisyonlar yapılırken, % 50+1’i aşıp Cumhurbaşkanını seçmek için siyasi partiler öncesinden koalisyonlar diğer ifadeyle ittifaklar kurmak zorunda kaldı. Sonuç olarak Türkiye’nin kaderi değişmemiş ve ülke tekrar ittifaklara mahkum edilmiştir. Siyasi partiler kendilerine yakın gördükleri siyasi partilerle ittifaklar kurma yoluna gitmiştir. Uzun yıllar iktidar yüzü görmeyen CHP,  İYİ Parti, Saadet Parti’si ve HDP ile Millet İttifakı kurmuş, Ak Parti ise MHP ile Cumhur İttifakını kurmuştur.

Bizim anlatmaya çalıştığımız yeni sistem, siyasi partilerin bütün alışkanlıklarını alt üst etti ve siyasi partiler yeni sisteme alışmakta zorlandılar, basit bir örnek olarak, Cumhurbaşkanı adayı oluyorsanız milletvekili adayı olamıyorsunuz ve Cumhurbaşkanı olamadığınız zaman meclise giremiyorsunuz. Bu da parti genel başkanlarının işine gelmiyor çünkü meclis dışında kalıp partinin yönetimini kaybetmeyi haklı olarak istemiyorlar, bir diğer ve önemli sıkıntı ise Cumhurbaşkanı olmak için en az % 50+1 oy almak zorundasınız. Bu ülkede % 50+1 almak çok zor ve sürekli almak daha da zor.

Ak Parti’nin iddiasına göre Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve altı okundan biri Milliyetçilik olan CHP bile iktidar olmak için, terör örgütü ile arasına bir türlü mesafe koyamayan HDP ile ittifak ortağı oldu. İşte asıl sıkıntı da bu, yarın bir iktidar değişikliğinde CHP, HDP sayesinde başa geldiğini düşünelim, ne olacak ondan sonra? CHP, PKK ile tam anlamıyla HDP’ye rağmen mücadele edebilecek mi? HDP’nin İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma bakanlıklarını aldığını düşünebiliyor musunuz? Kim verecek bunun hesabını? Çünkü karşıda Recep Tayyip ERDOĞAN gibi güçlü bir lider ve Cumhurbaşkanı var ve normal şartlarda partiler bireysel hareket ederek onu deviremezler, bu yüzden iktidara giden her yol mübahtır diye siyasi partiler, siyasi değerlerinden vazgeçerek ittifaklar kurma yoluna gidebiliyorlar.

24 Haziran 2018 seçimlerinde, Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ı Cumhurbaşkanı seçtirmemek için yapılan tüm uğraşlara rağmen, yapılan Cumhur ittifakı ile biraz zorlansa da % 52.6 oy oranı ile Cumhurbaşkanı oldu. Akabinde yapılan 31 Mart 2019 Yerel seçimlerinde ittifaklar devam ettirildiği için, Ak Parti, çoğu büyükşehir belediyelerini kaybetti, Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirler de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden dolayı yapılan ittifaklar yüzünden kaybedildi. Eğer her parti bireysel olarak seçimlere girmiş olsaydı kesinlikle sonuç farklı olurdu. İstanbul’da eğer bu ittifaklar olmasa, bu sisteme ve biraz da hükümete tepki olmasaydı İstanbul Belediye Başkanlığında farklı bir sonuç olacağı herkesin takdiridir.

İşte biz, bu ve buna benzer hassasiyet ve sıkıntılar yüzünden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme dönelim diyoruz. Yoksa iktidar yolu zorlaşınca muhalefetin dediği gibi Parlamenter Sisteme dönelim demiyoruz. Muhalefetin derdi hükümeti sıkıştırmak ve bak yanlış yaptınız deyip eski sisteme döndürüp itibar kaybettirmek ve bu durumdan siyasi prim kazanmaktır. Belki onlar da haklı olabilir çünkü karşılarında ERDOĞAN gibi güçlü bir lider var ve kolay kolay devrilecek gibi de değil. İşte tam da hassas nokta burası, Sayın ERDOĞAN güçlü bir lider ve bugün bu sistemle seçilebiliyor. Peki yarın ne olacak? Her daim güçlü bir lider gelmeyeceği için ve bu ülkede % 50+1 almak zor olduğu ve sürekli almak daha da zor olduğu için, yarın siyaseten sıkıntılar yaşanacaktır. Sadece muhalefet değil iktidar partisi de bu sistemin zararını görecektir ve görüyor da, 31 mart seçimlerinde olduğu gibi. Sayın Bahçeli bu yeni sistemde pek ısrarlı ama hassasiyetler yeterince izah edilirse o da ikna edilebilir gibi.

Yeni geçilen bir hükümet sisteminden, biz hata yaptık hade yarın vazgeçiyoruz demek, hiç kimse için kolay değil ve bunun farkındayız. Muhalefet eski sisteme dönmekte çok ısrarlı ve belki hükümet bu durumdan faydalanıp yeni ve eski birkaç milletvekili veya bakanı el altından konuşturup Parlamenter Sisteme dönelim diye çağrıda bulundurabilir, Sayın Bahçeli de ikna edilirse şayet hodri meydan deyip eski sisteme dönme yolu açılabilir, kim bilir?

Sungurfırat Ata

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geri Dönülmeli

Türkiye, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla fiilen başlayan Parlamenter Hükümet Sistemi (Yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi ) ile uzun yıllar idare ediliyordu. 2002’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde, Recep Tayyip ERDOĞAN önderliğinde iktidar olan Ak Parti, geldiği günden beri eksikliğini gördüğü ve günümüz Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamadığı gerekçesiyle yapılan uzun tartışmalar ve muhalefetin tüm karşı çıkmalara rağmen Parlamenter sitemden, 16 Nisan 2017 yıllında yapılan ve  % 51.41 evetle sonuçlanan referandum sonucu yeni Cumhur Başkanlığı Hükumet Sistemine geçiş yapmıştır.

1920 Türkiye’sinde o gün için uygun görülen Parlamenter Sistem, zaman içerisinde koşulların, beklentilerin değişmesi, ihtiyaçlara ve milletin sıkıntılarına tam olarak cevap veremediği sürekli dile getiriliyordu. Cılız ve cesur olmamakla beraber geçmiş hükümetler sürekli sistemin eksiklerini dile getirmekle beraber, hiçbir hükümet cesur bir adım atıp değiştirme girişiminde bulunmamıştır.

Geçmişten Günümüze Bir Çok Lider Başkanlık Sistemini İstemişti

Geçmişte Türk siyasetinin önemli şahısları da başkanlık sistemini istemişlerdir. Bu siyasetçiler ne söylemiş bir hatırlatmak gerekiyor.

Necmettin ERBAKAN, “Daha hızlı kalkınmaya mecbur olan Türkiye’mizde devlet hizmetlerinin verimli, süratli ve kudretli yürütülebilmesi ve Anayasamızın bünyemize intibakı bakımından daha mütekamil bir yapıya kavuşturulması ve tatbikattaki aksaklıkların giderilmesi için Başkanlık sisteminin getirilmesini zaruri görüyoruz.”

Alparslan TÜRKEŞ, “Milliyetçi Hareket tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde, kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır. Kuvvetli ve hızlı icra, icra gücünün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak, başkanlık sistemini savunuyoruz.”

Süleyman DEMİREL,”Bugün seçim olacaksa ne olacak?’ diyenlere soruyorum. Olmayacaksa ne olacak? Seçim olursa, bugün şikayet edilen şeyler ortadan kalkacak, kalkmazsa ne olacak? O zaman şikayetler ortadan kalkana kadar seçim olacak. Seçim haricinde yönetilmemek için, mutlaka demokrasiye ihtiyacımız vardır. Demokrasi ve seçim haricinde birisini göreve getirirsek, onun da eli sopalı olur. Bu nedenle, TBMM içinden bir hükümet çıkarmak gerekli, seçim bu yüzden büyük bir fırsat. Çıkmadı mı, parçalı parlamento çıktı… O zaman BAŞKANLIK sitemine gideceksiniz.”

Türkiye’ye özgü Başkanlık Sistemi için ilk kez referanduma gidildi

Erdoğan önderliğindeki Ak Parti de Türkiye’de sistemin hantallığından kurtulmak, sistemi hızlandırmak, çağın ihtiyaçlarını cevap vermek, tek elden yönetimi sağlayıp iki başlılığı ortadan kaldırmak ve uzun yıllar boyunca koalisyonlarla yönetilen Türkiye’de koalisyonların önünü kapatmak için başkanlık sistemini istemiştir. Yapılan uzun tartışmalar sonucu Türk kamuoyu başkanlık sistemine ikna edilmiş, Bahçeli önderliğindeki MHP ve meclis dışındaki bazı partilerin desteğiyle 16 NİSAN 2017 yılında yapılan referandum sonucu % 51.41 evetle yeni Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemine geçiş yapılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, dünyadaki başkanlık sistemlerinden farklı olarak Türkiye’ye özgün bir sistem olup, hükümetin tabir ettiği gibi Türk tipi başkalık sistemidir. Bu hükümet sisteminin maddelerini tek tek sıralayıp sizleri sıkmak istemiyorum, sadece yanlış olarak gördüğüm bazı maddelere değinmek istiyorum. En başta söylemek gerekirse, yeni sistemde hem Cumhurbaşkanı adayı hem de milletvekili adayı olamıyorsunuz, birini tercih etmek zorundasınız, yapılan genel seçimlerde aday olmak ve seçimlerde halkın oyunun % 50+1’ini almak gerekiyor, aday olan şahıs seçilemediği zaman da, buradaki asıl sıkıntı bir Cumhurbaşkanı olacağına göre ve diğer aday meclis dışında kalacağına göre hangi parti genel başkanı cesaret edip aday olsun. Meclis dışında kalıp partisini kontrol edememek korkusuyla parti genel başkanları aday olmayıp başka bir şahsı aday gösterme yolunu tercih ediyorlar. Bir diğer sıkıntı bir kişi 2 dönem (5+5 ) dışında Cumhurbaşkanı olamamasıdır, bence halk desteği olduğu sürece bir insan aday olabilmelidir. Bu yeni sistem bürokrasideki hantallığı kaldırıp yürütmeyi daha da hızlanmasını sağlama, ekonomide düzelme, terörle mücadele kolaylık, koalisyonlar dönemini sonlandırmak ve tabir edildiği gibi ülkeyi her anlamda uçuracak diye vaatlerde bulunulmuştu.

Yeni Sistem seçimler öncesi ittifaklara gebe oldu

Yeni sistem bazı kolaylıklar ve tek başlılığı sağlamakla beraber,  kısa zamanda bu sistemin aceleye geldiği ve yeterince tartışılmadan uygulamaya geçildiği fark edilecek ve Türkiye’de tekrar sistem tartışmaları başlayacak ve hatta bazı hükümet yetkilileri de bu sıkıntıları dile getirip, yanlış yapıldığını ve eski sisteme dönülmesini söylemeye başlayacaklardı. Eski sistemde partiler yeteri çoğunluğu alamayıp hükümet kurmak için seçim sonrası koalisyonlar yapardı, koalisyonlar bitecek derken bu sefer de partiler % 50+1’i aşmak için maalesef önceden koalisyonlar diğer tabirle ‘ ittifak ’ yapmak zorunda kalmışlardır. 20 Şubat 2018 tarihinde Ak Parti ve MHP arasında Cumhur ittifakı,5 Mayıs 2018 tarihinde CHP-İYİ Parti-Saadet Partisi ve gizli ortak HDP arasında Millet İttifakı kurulmuştur. Cumhur ittifakının Cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN 24 Haziran 2018’de yapılan seçimlerde % 52.6 oy alarak 27.dönem hükümetini kurmuştur.

Şuanki sistemdeki sıkıntılar göz önüne alınarak düzenlemeye gidilmeli

Benim şahsi fikrim, Cumhur Başkanlığı Hükümet Sisteminin bazı maddeleri korunarak eski parlamenter sisteme dönülmelidir ama güçlendirilmiş parlamenter sistem olmalıdır. Eski parlamenter sistemde en çok oyu ve 276 milletvekilini alan parti genel başkanı hükümeti kuruyordu ve hükümeti kuran kişiye biz  ’ Başbakan ’ diyorduk, şimdi ise 600 milletvekilinin 301’ini alan kişiye ‘Cumhurbaşkanı’ diyecez ve % 50 +1 olmayacak, seçilen kişi halk desteği olduğu sürece seçilebilir. Yani Başbakan olmayacak, gene tek lider ve güçlü parlamento olacak, Başkanlık sisteminin ve Parlamenter sisteminin harmanı olacak, aday olan kişi Cumhurbaşkanı seçilmese bile milletvekili olabilecek. Cumhurbaşkanı ve bakanlar mecliste olacak ama sürekli değil duruma göre olacak ve devam zorunlulukları olmayacak.

Ak Parti 2002 genel seçimlerinde % 34.42 oy alarak 365 milletvekili aldığını göz önünde bulundurursak Parlamenter sistemin daha avantajlı olduğu görülecektir. Günümüz Türkiye’sinde bu kadar ekonomik ve siyasi sıkıntı varken, dış ülkeler Türkiye’yi alaşağı etmek için fırsat kollarken, biz bu sistemi devam ettirmede ısrar edersek % 50+1 sebebiyle tekrar koalisyonlar sonucu oluşabilecek bir hükümet sisteminde bütün projeler yarım kalır ve Türkiye tekrar eski ve zor günlerine dönebilir.

Bu kadar basit ve hiç kafa karışıklığına gerek yok, Parlamenter sisteme dönelim % 50+1 olmayacak, Başbakan olmayacak, güçlü ve tek lider olacak. Yoksa bu sistemle bir sonraki seçimde başarılı olunmaz. Allah uzun ömür ve sağlık versin Sayın Bahçeli de her zaman olmaz ve MHP’de oluşabilecek bir genel başkan değişikliğinde Cumhur ittifakı da her zaman korunmayabilir, Türkiye’de de bu koalisyonlar bitmez. Bunu önlemek bizim elimizde!

Sungurfırat Ata

 

Son Dakika : Erken Seçim 24 Haziran 2018 Pazar Günü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 24 Haziran Pazar 2018 ‘de yapılacağına karar verdiklerini açıkladı .

Dün MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen ‘erken seçim’ ihtimali bugün yanıtını buldu. Bahçeli’nin önerisini üzerine onu Saray’da ağırlayan AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli’yi ağırladıktan sonra da partisinin yöneticileriyle görüştü.

Yapılan açıklamada :

Bugün Sayın Bahçeli ile oldukça verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi sayın Bahçeli ile çeşitli defalar biraraya gelip iç ve dış gelişmeler üzerinde görüş alış-verişinde bulunmuştuk.
Bugün de geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunduk. Dün sayın Bahçeli tarafından gündeme getirilen erken seçim teklifini de değerlendirme fırsatı bulduk.

Ancak gerek Suriye’deki operasyonlar gerek bölgemizde yaşanan hadiseler Türkiye’nin bir anönce belirsizleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir.

Erken seçim teklfini olumlu yaklaşmamız konusunda fikir birliğine vardık. Erken seçimin 24 Haziran 2018’de yapılmasına karar verdik.

Ahmet Hakan: “CHP’nin bu stratejiye karşı feraseti, kabiliyeti, sezgisi, organizasyonu yok”

Hürriyet gazetesi Yazarı Ahmet Hakan bugün kaleme aldığı yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve CHP ile ilgili flaş açıklamalarda bulundu.

Bugünkü köşesinde yayımlanan yazısında Ahmet Hakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2019 seçimleri stratejisini çözdüğünü söyledi ve şu ifadelere yer verdi:

“Anlaşıldı: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019’u kazanmak için… Ha bire CHP’ye vuracak.
*
Vuruşları da şu üç noktadan olacak:
*
– BİR: Özellikle değerler, kimlikler, inançlar üzerinden CHP’ye vurarak… Yüzde 70’lik muhafazakâr kesimi arkasında toplamaya çalışacak.
*
– İKİ: CHP’nin yaptığı küçük, büyük her türlü hatanın üzerine yüklenerek… Ahaliye “Onlar mı, ben mi? Seç!” demeye çalışacak.
*
– ÜÇ: CHP’nin geçmiş defterlerini açarak… Sağ kesime “Benim arkamda toplanın” mesajını vermeye çalışacak.
*
Kısacası…

Tayyip Erdoğan’ın tek bir amacı var:

“Ben gidersem CHP zihniyetiyle baş başa kalırsınız” cümlesini, ahalinin zihnine bir mıh gibi çakmak.
*
CHP’nin bu stratejiyi boşluğa düşürecek feraseti, kabiliyeti, sezgisi, organizasyonu olmadığına göre…
Bu stratejinin tutmaması için hiçbir neden yok.
*
Tabii ahali, “Yahu yeter! Sıkıldık artık! Hep aynı hikâye!” demezse…

İYİ DE O MEMURLAR KEMAL BEY’İN MEMURLARI MI?
CUMHURBAŞKANI Erdoğan, müftü nikâhına itiraz eden Kemal Kılıçdaroğlu’na şöyle seslendi: “Senin memurlarının lafını Anadolu’daki kız dinlemez ama bir hoca efendinin lafını Anadolu’daki kız da erkek de dinler”.
*
Çok merak ediyorum.
Kemal Bey çıkıp da “O memurlar nereden benim memurlarım oluyor Tayyip Bey” derse…
Nasıl bir cevap verilecek kendisine?”

Melih Gökçek Açıklaması

Hakan, yazısının devamında, İstifa haberleri ile son günlerde gündeme gelen ve istifa edeceği neredeyse kesinleşen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile ilgili şu ifadelere yer verdi:

“MELİH GÖKÇEK’LE İLGİLİ ÇÖKEN ÜÇ ŞEHİR EFSANESİ

– ÇÖKEN EFSANE BİR: Melih bu! Kadir Abi’ye benzemez… Ne yapar ne eder… Ayakta kalır.
– ÇÖKEN EFSANE İKİ: Herkese dokunulur ama Melih’e dokunulamaz. Melih’i yemek hiç de kolay değildir.
– ÇÖKEN EFSANE ÜÇ: Melih’ten korkulur… Melih’ten çekinilir… O yüzden Melih’i götürmek istemezler.”

5haber.com  | Ankara

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü ile ilgili flaş açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü hakkında ilk yorum geldi.

Kılıçdaroğlu’nun Başlattığı Yürüyüş Hakkında

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisinde yaptığı konuşmasında Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’nü kastederek, “Elinde adalet pankartıyla dolaşmak adalet gelmez. Halkı sokaklara çağırmak kimsenin yararına değildir. Yollar yürümekle aşınmaz. Eğer bu yolla hukuk elde edeceklerini sanıyorlarsa bu da mümkün değildir. Adaleti aramanın yeri parlamentodur. Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın.” ifadelerini kullandı.

Kredi Derecelendirme Kuruluşları Hakkında

Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye için verdiği kararları eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konu ile ilgili, “Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye kumpas yaptıkları ortada. Türkiye satın alma gücü bakımından dünyanın en büyük 13. ülkesidir. Aynı şekilde kişi başına düşen milli gelir bakımından bulunduğumuz 64. sıranın da gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. AB üye ülkeleri ile ülkemin bulunduğu konumun aynı olması mümkün değil. Öyle lafta kişi başına düşen milli gelir bu demekle olmaz. Gidip oraları gördüğünüzde fark ediyorsunuz. Yakında olmamız gereken sıralara geleceğiz. Onun için kayıt dışı ve yastık altı.. Bunların hepsini piyasaya sokmanın gayreti içinde olmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Onca Badireye Rağmen 14 Yılda 3 Kat Büyüdük

Ekonomideki büyümeye ilişkin değerlendirmelerde buluan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız onca badireye rağmen 14 yılda 3 kat büyüttüğümüz ülkemizi 3 kat daha büyütmek bizlerin elindedir. Bu başarıyı inşallah hep birlikte yakalayacağız. Kurulmaya çalışılan yeni düzende bir sorun bitmeden diğeri ile karşılaşıyor onunla mücadele ederken bir başkasının kapımıza dayandığını görüyoruz.

Katar meselesi son örneğidir. Katar’a yönelik ithamların doğru olmadığını açıkça söyledik Körfezdeki kardeşlerimizin daha güçlü bir dayanışma içinde olması gerektiğini söyledik. Katar’ın yanında olamamız diğer dostlarımızla aramızın kötü olmasını gerektirmez. Suudi Arabistan ve ülkemize yatırım yapan diğer ülkelerin vatandaşları müsterih olsun. Temennimiz bu meselenin bayrama kadar çözülmesidir. Türkiye körfezdeki bütün kardeşlerimizin ikinci evi olmayı sürdürecektir. Gönlümüzde kapımızda açıktır.” ifadelerini kullandı.

5haber.com  | Ankara