Kategori arşivi: Ekonomi

Giresun Ziraat Odası Başkanı Karan: “Fındık Üreticisinin Hakkı Yeniyor”

Giresun Ziraat Odası Başkanı Karan, fındıkta yaşanan sıkıntılara değindi.

Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, “Kapitalist bir anlayışla fındık üreticisinin emeği sömürülmek isteniyor. Biz ne köleyiz, ne de birilerinin uşağıyız. Fındık üreticisinin emeğinin sömürülmek istenilmesine asla müsaade etmeyeceğiz” açıklamalarında bulundu.

Başkan Nurittin Karan tarafından düzenlenen basın toplantısında fındık üretimi ve satışında yaşanan sıkıntılar kamuoyu ile paylaşıldı. Ziraat Odası olarak fındık üreticisinin hakkını her daim savunacaklarını belirten Karan, en büyük hedeflerinin çalışmalarının, Türk Fındığının ve üreticisinin hak ettiği değeri bulması yönünde olduğunu belirtirken, “Belki de, Cumhuriyet tarihinin en düşük fındık rekoltesiyle karşı karşıyayız” diyen Nurittin Karan, açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Ama gelin görün ki, fındık fiyatı beklentilerden çok uzak bir rakamdan işlem görüyor. Bilindiği gibi 2009 yılından beri fındıkta serbest piyasa koşullarında arz-talep sistemi işletilmektedir. Ancak bu sezon bu sistem çökertilmiş durumda. Aslında geçen sezon bunun sinyalleri verilmişti. Güçlü bir alıcı fındıkta bir tekel oluşturarak piyasa üzerinde baskı oluşturuyor. Artık öyle bir noktaya gelindi ki, akşam 13 lira olan fındık fiyatı sabah 12 liraya düşüyor. Akşamdan sabaha fındık fiyatının değiştiğini bu sezon gördük. Bu da apaçık tekelleşmenin eseridir.”

Köle de Değiliz Birilerinin de Uşağı Değiliz

Fındıkta son yıllarda yaşanan tekelleşmeyi ‘kapitülasyon’ adı altında değerlendiren Karan, “Birileri kendi menfaatleri uğruna üreticinin alın teriyle çocukla oynar gibi oynuyor. Şu anda serbest piyasada işlem gören fındık fiyatlarını kabul etmediğimizi bir kez daha belirtmek isteriz. 15 lirayı gören ve az olan bir ürünün 12 liraya kadar düşmesi normal bir durum değildir. Türk fındığı tekelleşiyor. Buna da maalesef göz yumuluyor. Söylemden ileri gitmeyen açıklamalarla fındıkta tekelleşmenin önüne geçemeyiz. Tekelleşmenin adı resmen ‘Kapitülasyon’dur. Şu anda kapitalist bir anlayışla fındık üreticisinin emeği sömürülmek isteniyor. Biz ne köleyiz ne de birilerinin uşağıyız. Fındık üreticisinin emeğinin sömürülmek istenilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bu böyle bilinsin” sözleri ile bu konuya dikkatleri çekti.

Fiskobirlik İçin Talep Edilen Yerin Neden Verilmediğini Anlamadık

Tarım Bakanlığı bünyesinde Fındık Daire Başkanlığı kurulması kararın alınmasının ardından bu yönde herhangi bir çalışmanın halen neden yapılmadığını merak ettiklerini belirten Başkan Karan, Fiskobirlik’in yeni entegre tesisi kurması için Giresun 2’nci Organize Sanayi Bölgesi’nden talep ettiği yerin neden verilmediğini de anlamadıklarını dile getirirken açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Fiskobirlik’siz bir fındık piyasası düşünülemez. Şu anda bile azda olsa serbest piyasanın üzerinde ürün alması önemli bir ayrıntıdır. Bu nedenle Fiskobirlik’in yaşatılması ve ayakta durması önemlidir. Mevcut yönetim, başta ekonomik zorluklar olmak üzere sorunların üzerinden gelerek birliği yeniden eski günlerine doğru götürüyor. Ancak bunu yaparken bize göre yalnız bırakılıyor. Fiskobirlik’in mevcut yapısına ilaveten yeni yatırımlar yaparak, daha fazla fındık alıp işleyerek satması kimin işine yarar. Tabii ki de üreticinin işine yarar. Güçlü bir Fiskobirlik’in olduğu piyasada birileri istediği gibi at koşturamaz, baskı kuramaz. Ama bunu yapabilmesi için önünün açılması gerekiyor. Fiskobirlik, yeni entegre tesisi için Giresun 2’nci Organize Sanayi Bölgesi’nden yer talebinde bulundu. Sağır sultan dahi duydu ama olumlu bir sonuç yok. Fiskobirlik yönetimi ciddi anlamda yeni bir yatırım için 2’nci OSB’den yer talep ediyorsa o yer acilen tahsis edilmelidir.”

5haber.com  | Giresun
DHA

2016 Üçüncü Çeyrek Sanayi Üretim Verileri Açıklandı

2016 yılının üçüncü çeyreğine ait sanayi verileri açıklandı. TÜİK tarafından açıklanan ve ülke ekonomisinin büyümesine öncülük eden sanayi üretim verilerinde bir daralma görüldü. Yılın üçüncü çeyreğinden sonra meydana  gelen düşüşe en büyük etkiyi, darbe girişimi gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Eylül ayı ile yılın üçüncü çeyreği sanayi üretim verilerine göre, Eylül ayında, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olarak bir önceki aya göre yüzde 3.8 oranında ve takvim etkisinden arındırılmış olarak da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3.1 oranında bir azalma gösterdi.

TÜİK tarafından açıklana verilere göre, takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, 2016 yılının üçüncü çeyreğinde, önceki çeyreğe oranla yüzde 3.1′ lik bir azalma gösterdi. Yayımlanan takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi verilerinin, 2015 yılı üçüncü çeyreğine oranla ise yüzde 1.9 şeklinde biz azalma olduğu gözlemlendi.

En Ciddi Düşüş İmalat Sanayi Sektöründe

Eylül ayında bir önceki aya göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü üretimi yüzde 2.9, imalat sanayi sektörü üretimi yüzde 3.9 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı yüzde 3.3 azaldı.

Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı üretimi yüzde 2.3 artarken, imalat sanayi üretimi yüzde 3.7 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı yüzde 1.2 azaldı.

Ana sanayi grupları sınıflamasına göre, Eylül ayında bir önceki aya göre en yüksek azalış yüzde 14.2 ile dayanıklı tüketim malı imalatında gerçekleşti.

İmalat sanayi alt sektörleri incelendiğinde, 2016 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre en yüksek azalış yüzde 20.4 ile mobilya üretiminde gerçekleşti. Bu azalışı, yüzde 16.9 ile temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin üretimi ve yüzde 13.7 ile makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı izledi.

İmalat sanayi alt sektörleri incelendiğinde, Eylül ayında bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 8.5 ile kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatında gerçekleşti. Bu artışı, yüzde 3.9 ile başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman üretimi ve yüzde 2.1 ile içeceklerin üretimi izledi.

5haber.com  | Ankara
DHA

İçişleri Bakanlığından 81 İl Valisine Kamuda Tasarruf Genelgesi

İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il Valiliğine bir genelge gönderildi. Gönderilen genelgede, kamuda tasarruf yapılması istendi. Genelgenin içeriğinde ise birim amirleri, zorunlu olmadığı taktirde personellere yurt dışı geçici görev, görev onayı ve teklifi hazırlamaması, onay teklifleri içeriğinde ve hazırlanacak bilgi notlarında geçici görevi zorunlu kılan konuların detayları ile birlikte açıklanması istendi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından imzalanan ve 81 il valiliğine, valiliklerden kaymakamlık ile resmi kurumlara gönderilen genelgede, kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı harcamada tasarruf sağlanması amacıyla Başbakanlık tarafından, 18 Ocak 2007 tarihli Resmi Gazete’de ‘Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ yayımlandığı hatırlatıldı. Genelgede, şu açıklamalara yer verildi:

“Genelge doğrultusunda, Bakanlığıma bağlı birimlerin yaptığı harcamalarda tasarruf tedbirlerine azami derecede riayet edilmesi büyük önem taşımaktadır. Söz konusu Genelgenin Yurtdışı Geçici Görevlendirmeler başlıklı bölümde, görevlendirilmelerin zorunlu hallerde yapılması, görevin süresi ve görevli sayısının en az seviyede tutulması hüküm altına alınmıştır.”

Bakanlık genelgesinde, bununla birlikte bazı birimlerce onaya sunulan yurt dışı görevlendirme tekliflerinde yukarıda ifade edilen ilkelere gerektiği şekilde dikkat edilmediğinin görüldüğü ifade edilerek, bundan sonra, yurtdışı görev onayları için yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

“# Birim amirleri ve valilerce zorunluluk olmadıkça yurtdışı geçici görevlendirme teklif ve onayları hazırlanmayacaktır. Onay teklifleri içeriğinde ve hazırlanacak bilgi notlarında geçici görevi zorunlu kılan hususlar açıklanacaktır.

# Görevlendirme onaylarında personel sayısı asgari düzeyde tutulacaktır. Hangi personel tarafından ne tür görevlerin ifa edileceği net bir biçimde belirtilecektir.

# Yurtdışında geçilecek gün sayısı görevin ifası için gereken süreden daha uzun tutulmayacaktır.

# Onay işlemlerinin zaman alabileceği göz önünde bulundurularak, görevlendirme teklifleri en az bir hafta önceden makama imzaya sunulacaktır.

# Yukarıda iade edilen hususlarda birim amirleri ve valilerce gerek dikkat gösterilerek, kamu kaynaklarının israfına sebebiyet veren uygulamalardan kaçınılacaktır.”

5haber.com  | Ankara
DHA

İdamın Geri Gelmesi Hangi Sosyal , Siyasal ve Ekonomik Sıkıntılara Yol Açar?

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında meydanlarda toplanan halkın ısrarla istediği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti ile MHP’nin de açık kapı bıraktığı idam tartışmaları, son günlerde yine gündeme gelmeye başladı. Peki idam gelirse Türkiye’de neler değişir? Sadece darbe suçlularına mı idam cezası uygulanacak? İdam cezası TBMM’de kabul edilirse Türkiye’nin AB üyeliği süreci bu durumdan nasıl etkilenir? İşte detaylar ve soruların cevapları.

İdam Cezası AB Üyelik Sürecini Nasıl Etkiler?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde imzası olan ve bu anlaşmaya taraf olan Türkiye, idam cezasının kabul edilmesi halinde bu anlaşmanın maddelerine aykırı davranmış olacak ve Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliği sona erecektir. Avrupa konseyi üyeliğinin sona ermesi durumunda ise Türkiye AB’ye üye olamayacaktır. Öte yandan, geçtiğimiz yıllara bakacak olursak, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde attığı en büyük adımlardan biri, idam cezasının kaldırılması olarak karşımıza çıkıyor. Bu cezanın tekrar gündeme getirilmesi, Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki üyelik sürecini bitirir.

Başka Ülkedeki FETÖ’cüler Türkiye’ye İade Edilmez

İdam kararının alınması durumunda; Avrupa Suçluları İade Sözleşmesi  ile Adli İşbirliği Yasasınında bulunan maddeler de ihlal edilmiş olacak ve Avrupa Birliği ülkeleri ile diğer bazı ülkelerde bulunan başta FETÖ elebaşı Fethullah Gülen olmak üzere diğer FETÖ’cülerin Türkiye’ye iadesi yapılmayacak.

IKV’den “Neden İdam Cezası Geri Getirilmemelidir?” Başlıklı Not

Öte yandan özel sektörün Avrupa Birliği (AB) konusundaki uzmanlık kuruluşu İKV’nin Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ve İKV Uzmanı Ahmet Ceran tarafından, idamın geri getirilmesi tartışmalarının AB ile ilişkiler ve Kopenhag Siyasi Kriterleri çerçevesinde ele alındığı “Neden İdam Cezası Geri Getirilmemelidir?” başlıklı değerlendirme notu yayımlandı. Yayımlanan notta, idam cezasının getirilmesinin siyasi ve ticari sonuçları belirtildi. İşte o nottan önemli satır başları.

Türkiye Avrupa’daki Rolü Açısından da Önemli Bir Karar

“Taraflar arasında iplerin daha önce de çok defa gerilmiş olmasına rağmen, idam cezasının kaldırılması, Türkiye’nin AB’ye üyeliği ile temel hak ve özgürlüklerin tesisi için attığı en kritik adımlar arasında yer alıyor” denilen değerlendirme notunda, Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasının, AB üyeliğinin ötesinde daha geniş çapta Avrupa kıtasındaki rolü açısından da kilit önem taşıdığının altı çiziliyor.”

Gümrük Birliği Ticaretinin Tamamı Tehlikeye Girebilir

İdam cezasının ekonomik sonuçlarına da değinilen notun devamında, “Ekonomik açıdan bakıldığında ise Türkiye’nin ticaretinin yarısına yakınını gerçekleştirdiği, yabancı yatırımların yaklaşık 2/3’ünün kaynaklandığı ve Gümrük Birliği ile işbirliği içerisinde olduğu bir ilişkiler bütününü tehlikeye atabileceği” ihtarı yapıldı.

Avrupa’daki Aşırı Sağcılar Bunu Bir Koz Olarak Kullanabilir

İdam cezasının tekrar getirilmesi durumunda düşman ülkelerin sevineceğinin belirtildiği notta “Unutulmamalıdır ki Avrupa Konseyi, NATO ve OECD üyesi olan Türkiye’nin Avrupa ve Batı ile vazgeçilemez kurumsal ilişkileri bulunuyor. Bu ilişkiler Türkiye’nin güvenliği, istikrarı ve çağdaş dünya ile ilişkileri açısından kritik önemdedir. İdam cezasının geri getirilmesi Türkiye’nin çağdaş dünyanın bir üyesi olarak varlığının ve kimliğinin sorgulanmasını da doğuracaktır. Yukarıda ifade edildiği gibi etkili bir ceza olduğu konusunda önemli soru işaretleri olan ve herhangi bir adli hata durumunda geri dönülemez ve tazmin edilemez olması nedeniyle ahlaki açıdan sorunlu bir ceza türü olan idam cezasının geri getirilmesi Avrupa’da yükselen aşırı sağ tarafından da bir koz olarak kullanılacak ve yalnızca Türkiye karşıtlarını sevindirecektir.” sözlerine yer verildi.

5haber.com  | Ankara

Dijital Eşitsizlik Gelecek Yüzyılda Ülkemizi Bekleyen En Büyük Risk

Doç. Dr. Örgür Arun, gelecek yüzyıllarda ülkemizi bekleyen en önemli risklerden birinin, dijital ortamdaki eşitsizlik olduğunu belirtirken, en önemli fırsatının da beşeri semayesi olduğunu belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri tarafından her yıl verilen ve uluslararası alanda liderliği ve öğrenim yetkinliğini öne çıkaran geç akademisyenlere verdiği ‘Rising Star Early Career Faculty Award: Yükselen Yıldız’ ödülüne layık görülen ve Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Özgür Arun gelecek yüzyıllarda, TÜİK tarafından açıklanan ülkemizi bekleyen fırsatlar ve riskler verilerini değerlendirdi. Bu kapsamda dijital eşitsizlik konusunu ele alan Arun, bu riskin, gelecek yüzyılda ülkemizi etkileyecek olan en önemli risklerden biri olduğunu belirtirken, en önemli fırsatın ise beşeri sermaye olduğunu dile getirdi. Şimdiden yavaş yavaş geçilmeye başlanan ve gelecek yüzyıllarda daha da sık kullanılacak olan dijital ortam, sadece eğlence amaçlı olarak kullanılmasının yanı sıra, artık maddi gelir kapsı ve kamusal işlerin halledildiği ortam olarak karşımıza çıkıyor. E-Devlet sisteminin, bunun önemli bir örneği olduğunu ifade eden Doç Dr. Arun şu açıklamalarda bulundu:

“Ama bizi bir risk bekliyor. Nüfusumuzun büyük kısmının teknoloji kullanımı çok düşük. Dijital eşitsizlikte önce teknolojik cihazlara sahip olmaya, sonra da bunların kullanım düzeylerine bakılıyor. Dijital eşitsizlik daha çok yaşlılar ve daha düşük eğitimliler, yoksullar için risk oluşturuyor. İki yaş grubunda yoksulluğun daha fazla olduğunu görüyoruz. Bunlar yaşlılar ve çocuklar. Resmi rakamlara göre 15 yaşın altında yüzde 24 olan yoksulluk oranı, yaşlılarda yüzde 16.”

Önümüzdeki dönemlerde dijital ortama önemli yatırımların artacağını belirten Doç. Dr. Arun, bu yatırımların yapılmasından önce, dijital eşitsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. Bu durumun önüne geçilebilmesi ve ülke genelinde dijital eşitliliğin sağlanması için haneleri altyapısında geliştirmeler yapılması gerektiğini belirten Doç.Dr. Arun, Türkiye’de yaşlıların internete ulaşamadığını belirterek, özellikle Karadeniz, Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kadınların internete ulaşamadığını aktardı.

Büyük Çoğunluk Cep Telefonu Kullanıyor

TÜİK verilerini açıklayan Arun, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

“Türkiye’deki hanelerin yüzde 72’sinde masaüstü bilgisayar yok. Hanelerin yüzde 60’ında da dizüstü bilgisayar yok. Türkiye’deki hanelerin yarısından fazlasında bilgisayar yok. Evde en az bir yaşlı var ise hanelerin yüzde 73’ünde dizüstü bilgisayar yok. Çünkü yoksullar daha yaşlı ve daha eğitimsiz bırakılmışlar. Yaşlılık, yoksulluk ve düşük eğitim bir araya geldiğinde eşitsizlik daha da artıyor. Türkiye’deki hanelerin yüzde 96’sında cep telefonu var. Evde yaşlı var ise bu oran yüzde 90’lara düşüyor. Yaşlı yoksa hanede yüzde 1’inde cep telefonu yok.”

5haber.com  | Adana
DHA

 

OİB Ekim Ayı Verilerine Göre Otomotivde Son 8 Yılın Rekoru

Türkiye ekonomisinde ihracat lideri otomotiv sektörü, Ekim ayında son 8 yıllık dönemde en yüksek ihracat rakamına ulaştı. Uludağ Otomotiv Endüstri İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından hazırlanan raporda yer alan verilere göre Ekim ayı ihracatı, senenin aynı dönemine ait verilerle kıyaslandığında yüzde 8,2′ lik bir artış gösterdi ve 2 milyar 190 milyonluk seviyeye ulaştı.

Otomotiv sanayisinde başarı sıralaması olarak ilk üç sırayı alan ülkelerden Almanya yüzde 35, İtalya yüzde 49, Fransa ise yüzde 13 seviyelerinde artış gösterdi. Otomotiv sanayisinin öncü firmalarının yanı sıra alternatif pazarlar arasında yer alan İran’da ise yüzde 87′ lik bir artış göstererek yükselişine devam etti.

2016 yılının başında sektör olarak koydukları hedefe gün geçtikçe daha da yaklaştıklarını dile getiren OİB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, “Sektörün yıl sonu hedefi olan 23 milyar dolara bir adım daha yaklaştık” açıklamalarında bulundu.

Binek Otomobil İhracatında Yüzde 40 Artış Oldu

OİB tarafından hazırlanan Ekim ayı Otomotiv Endüstrisinde, mal gruplarında binek otomobillerde ihracatın yüzde 40 seviyesinde bir artış göstererek 828 milyon dolara kadar geldiğini, yan sanayinin ise yüzde 5′ lik bir azalma göstererek 775 milyon dolar, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar yüzde 12 azalarak 422 milyon dolar ve otobüs-minibüs-midibüs de yüzde 26 artarak 145 milyon dolar seviyesinde bir ihracat olduğu belirtildi.

AB’te İhracat Yüzde 12 Seviyesinde Artış Gösterdi

AİB tarafından hazırlanan verilere göre; Türkiye otomotiv endüstrisinin ülke grubu bazında en büyük pazarı olan AB’ye ihracatı, ekim ayında yüzde 12 seviyesinde bir artışla 1 milyar 743 milyon dolar oldu.

5haber.com  | Ankara
DHA

AK Parti’li Mustafa Ataş: “Gezi Olaylarının Mimarı FETÖ’dür”

Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili ve Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, gezi olaylarında FETÖ’nün parmağının olduğunu bugün daha net bir şekilde gördüklerini ifade etti.

Adıyaman’da düzenlenen Kasım Ayı Genişletilmiş Danışma Meclisine katılan AK Parti Teşkilatı Sorumlusu ve Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, burada önemli açıklamalarda bulundu. TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın ve Milletvekilleri Halil Fırat, Adnan Boynukara, Salih Fırat ile Belediye Başkanı Hüseyin Kutlu ve Parti İl Başkanı ile üyelerin de katılımı ile gerçekleşen etkinlikte Mustafa Ataş, Gezi parkı olaylarında FETÖ’cülerin de rol aldığını ve mitinglerin ateşleyicisi olduklarını vurguladı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş, “Gezicilerine Taksim’de eylem yaparken bugünkü tablo çok net gözüküyor. Fotoğraf o zaman fuluydu ama bugün çok netleşmiş vaziyette. O gün çadırları yakan polislerin, Gezi olaylarında eylem yapmak isteyen Gezi’cilerin üzerine tazyikli su sıkılmasıyla toplumun nasıl tahrik edildiğini hatırlıyorsunuz değil mi? O tahrik eylemi yapanların, bugün FETÖ’cü olduklarını çok daha net görebiliyoruz. Gezi olaylarının da mimarları FETÖ’nün mensuplarıdır. Bugün daha net bir şekilde görebiliyoruz bunu. Gezi olaylarında biliyorsunuz bir grup heyet oluşturmuşlardı ve hükumet taraflarıyla görüşmek istemişlerdi. O görüşmelerde hangi konuları pazarlık yapmışlardı hatırlıyor musunuz? Gezi olayları başlamadan önce yani 2013 Nisan ayında dünya çapında proje diyebildiğimiz ve bugün gerçekleştirdiğimiz 3’üncü Boğaz Köprüsü’nün temeli atılmıştı, 3’üncü havalimanın ihalesi yapılmıştı, İzmir otoyolu için yapılacak Körfez Geçiş Köprüsü’nün ihalesi yapılmıştı, 22.5 milyar dolar enerji ihalesi yapılmıştı. Toplam bedeli ekonomik olarak 100 milyar doları aşan bir proje Türkiye’de hayata geçirilmek üzere ihaleleri yapılmıştı. 2013 Nisan ayında IMF’nin borcu sıfırlanmıştı. Bunları hazmedemeyen çevreler, o Gezi olaylarını planlayanların içerisinde oluşan heyet, geldiler hükümete şart koştular; ‘Eğer şunları yaparsanız eylemlerimize son vereceğiz.’ Pazarlık yaptığı konular; ‘3’üncü Boğaz Köprüsü ve Körfez Geçiş Köprüsü durdurulsun, 3’üncü havalimanı inşaatı ihalesi iptal edilsin.’ Alçakça bunları pazarlık konusu yapacak kadar seviyesiz davranış içerisine girebildiler.” açıklamaları ile FETÖ’nün gezi parkı eylemlerindeki rolünü belirtti.

5haber.com  | Adıyaman

ÖTV’deki Değişikliğin İkinci El Otomobil Piyasasına Etkileri Ne Olacak?

ÖTV ile ilgili son günlerde gündemde konuşulan 1.6 litre altındaki motor hacmine sahip lüks araçların vergilerinin arttırılması ikinci el otomobil sektörüne hareketlilik kazandırdı. Ancak konu ile ilgili beklenen açıklama uzmanlardan geldi. Konuyu değerlendiren uzmanlar, yeni vergilerle alınan yüksek fiyatlı araçların, ikinci elde satışa sunulmasına kadar, ikinci el fiyatlarında bir artış söz konusu olmayacağını belirtiyor.

Uzun süredir gündemde konuşulan ve geçtiğimiz günlerde TBMM’ye sevk edilen ‘Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nın yasalaşması durumunda, motor hacmine dayalı ÖTV dönemi son bulacak. Bu durumun ikinci el premium araç satışına yönelik etkilerini, azkullanılmışoto.com’un Kurucu Ortağı Cenk Kazancı açıklık getirdi. Hazırlanan bu tasarı ile ikinci el fiyatlarında bir artış söz konusu olmayacağının altını çizen Kazancı; “Piyasalardaki durgunluk sebebi ile uzun zamandır ellerinde stok bulunan otomobil satıcıları, oluşan talebi değerlendirerek bir an önce otomobillerini satmak isteyecek. Piyasadaki fazla araç ve alternatifler sebebi ile müşteriyi kaçırma riskine girmeden eski fiyatlarla ellerindeki stokları boşaltacak. Tüm detaylar henüz net değil ama hazırlanan bu kanun tasarısını doğru buluyorum. Ancak fiyata endeksli olarak belirlenecek vergi oranı sisteminde bir uygulama açığı olmaması adına da ciddi önlemler alınması gerektiğini düşünüyorum” açıklamalarında bulundu.

Hazırlanan ÖTV düzenlemesi uygulamasının doğru bir şekilde ilerlemesi ve uygulamaya konmasının tüketiciye önemli ölçüde faydalar sağlayacağını belirten Kazancı, grey market olarak ithal edilen araçların beyan edilen ‘ÖTV hariç tutarlarının’ düşük gösterilmemesi, araç üzerinde bulunan tüm aksesuarların faturada gösterilmesi ve fiyatlanması gibi detayların oldukça önemli olduğunun da altını çizdi.

5haber.com  | Ankara
DHA

2016 Yılının 10 Aylık Havayolu Trafiği İstatistikleri Açıklandı

2016 yılının ilk 10 aylık sürecinde, havayolu ulaşımı tercihinde artış görüldü. 

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son dakika açıklamasında, ekim ayı ve 2016 yılının ilk 10 aylık havayolu seyahati verilerini açıklandı. Açıklanan verilere göre, Ekim ayında tüm havalimanlarında 16 milyon yolcu, 2016 yılının ilk 10 aylık döneminde ise 149 milyon 424 bin yolcunun havayolu ulaşımını tercih ettiği belirtildi.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Basın Müşavirliğince konu ile ilgili yapılan açıklamada, “Türkiye geneli havalimanlarına iniş kalkış yapan uçak trafiği, bir önceki yılın Ekim ayına göre, iç hatlarda yüzde 10,2 artışla 80 bin 269, dış hatlarda ise yüzde 11,3 azalışla 52 bin 543 oldu. Türkiye hava sahasında Ekim ayında yüzde 7,1 artışla ile 34 bin 313 üstgeçiş (overflight) uçak trafiği gerçekleşti. Böylece 2016 Yılı Ekim Ayında hizmet verilen uçak sayısı yüzde 2 artışla 167 bin 125 oldu.” bilgilerine yer verildi.

İç Hat Yolcu Sayısında Artış Gözlemlendi

DHMİ Basın Müşavirliği tarafından yapılan açıklamanın devamında, “ 2016 Yılı Ekim Ayı itibariyle iç hat yolcu trafiği yüzde 8 artışla 9 milyon 38 bin 028 olurken, dış hat yolcu trafiği ise yüzde 13,6 azalışla 6 milyon 913 bin 178 oldu. Ekim ayında havayolunu tercih eden yolcu sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre toplamda (direkt transit dâhil) yüzde 2,6 azalışla 15 milyon 989 bin 002 olarak gerçekleşti” sözlerine yer verildi.

Yük ve Kargo Taşımacılığı İç Hatlarda Azaldı Dış Hatlarda Arttı

Ekim ay itibariyle kargo ve yük taşımacılığında i hatlarda yüzde 1,5′ lik bir azalma gözlemlenirken, dış hatlarda bunun tam aksi yönünde yüzde 4,2′ lik bir artış gözlemlendi.

Önceki Yıla Göre Yolcu Sayısında Azalma Yaşandı

Ekim ayı sonu itibariyle tüm havayolu şirketlerinden alınan verilerin önceki yıla göre karşılaştırılmasında ortaya çıkan sonuç ise; ilk 10 aylık seferlerde önceki yıla göre yolcu trafiğinde azalma görüldü. Uçak seferlerinde yüzde 0,5’lik bir artış gözlemlenirken, toplam yolcu trafiğinde yüzde 4,8 seviyesinde bir azalış gösterdi. Kargo ve yük trafiği ise yüzde 5,5’lik bir azalma gösterdi.

5haber.com  | Ankara