Kategori arşivi: Kültür Sanat

Sylvester Stallone’un Yeni Filmi Galaksinin Koruyucuları 2 Bu Hafta Vizyonda

Hollywood aksiyon filmleri denince akla gelen ilk isimler arsında olan Sylvester Stallone’un (bizim bildiğimiz adı ile: Rambo, Rocky) bir süre önce Marvel karakterlerine katılacağı belli olmuştu. Bu konuda yapılan açıklamalar sonrasında ise Sylvester Stallone’un Marvel karakterlerinden hangisini canlandıracağı merakla bekleniyordu. Bekleyiş son buldu.

Son olarak Cehennem Meleklerinde oynayan ve buradaki performansı ile adından çokça bahsettiren Sylvester Stallone’un, Marvel Marvel’e katıldığı bilgisi edinilmişti. Usta oyuncunun Guardians of the Galaxy Vol. 2 filminde oynayacağı alınan bilgiler arasında. Bu bilginin alınmasının ardından merak edilen bir diğer konu ise usta oyuncunun hangi karakteri canlandıracağı oldu. Guardians of the Galaxy Vol. 2’nin prodüksiyon notları, bu merakı sona erdirdi ve başarılı oyuncunun hangi karakteri canlandıracağı ortaya çıktı.

Sylvester Stallone Guardians of the Galaxy Vol. 2 filminde karşımıza Stakar Ogord (Starhawk) karakteri ile çıkacak. Bu karaktere, Marvel Sinematik Evreni’ne Yondu vasıtası ile giren Sylvester Stallone, seneler önce tanıştığı, ancak araları uzun yıllar önce araları bozulan iki karakterden Stakar Ogord’u canlandırıyor. Filmde Starak Ogord’un diğer karakterin geri dönüşünü yasakladığı bilgisi alındı.

Filmde iki karakterin 20 yıl sonra bir araya geldiği ve duygusal anlar yaşandığı, bunun nedeninin ise aralarında baba-oğul ilişkisi gibi bir ilişkinin olduğu öğrenildi.

Beklenen film 28 Nisan tarihinde gösterime girecek.

Sinema haberlerinden haberdar olmak için 5haber.com adresini takipte kalın.

5haber.com  |   Ankara

Rock Sanatçısı Fırat Cem Tuncel’den Heyecan Yaratan bir Albüm: “Renkli”

Türk Rock müziğinin yükselen seslerinden Fırat Cem Tuncel’in yeni albümü “Renkli” geçtiğimiz günlerde tüm dijital platformlarda yayınlanarak satışa çıktı. Albümde söz ve müziği Fırat Cem Tuncel’e ait Pop Rock’tan Metal’e çeşitli türlerde 11 parça ve bir adet de Türk Sanat Müziği Rock coverı yer alıyor.

Adanalı sanatçı yayınladığı albüme dair sosyal medya hesabından aşağıdaki iletiyi paylaşmıştı:

“7 yaşımdaydım ilk bestemi yaptığımda. Bir Murat 124’ün içinde ilkokul 1’e giderken dönemin popüler şarkılarına başka sözler yazardım. Hayallerim vardı büyük… Kenan Doğulu, Burak Kut, Tayfun gibi olmak… Korkardım geceleri yeni ölen ev sahibimizin ruhu gelir diye. Yine o yıllarda, servisi kaçırdığımda Adana’nın uzun ve tehlikeli caddelerinde yürüyerek eve gitmeye çalışmış, uzun uzun yürümekten ve utangaçlıktan çişimi yapacak yer bulamamış, yine de eve doğru yürümeye devam etmiştim.

Babamın namusuyla kıt kanaat geçindirmeye çalıştığı evimizde bir flütümüz ve bir de mandolinimiz vardı. Daha TeleOn yeni kurulmuştu o yıllarda, Tombilerin içinden plastik cin arabaları çıkardı, dama kömürle hayali şehirler çizer kardeşimle o kömürden yollarda cin arabalarımızı sürerdik. Bir çok Adanalı gibi güvercin beslerdik damda, taklacıları popülerdi. Tavşan, civciv, ördek beslerdik sonra. Hiç büyümeyecekmişim gibi gelirdi o yıllarda. Her hikayede olduğu gibi zaman çok çabuk geçti. Çok derin acılar yaşadım, uçurumun kenarından döndüm sayısız defa. Şarkılara sığındım yalnız kaldığımda. Şarkılar yaptım aşkımı, sevincimi, düşüncelerimi, hüznümü, arzularımı dile getirdiğim. Hayal ettim hep bambaşka bir dünyayı. Çalıştım, çabaladım, mücadele ettim, engellerle boğuştum. Gülenler de oldu, alay edenler de yer yer. Ama hemen hemen hepsinden takdir aldım. Uzun ve zor bir yoldu, teknik konuları saysam bitmez. Daha da çok uzun yollar görüyorum önümde.

Sonunda senelerle, duygularla, emekle yoğurup pişirdiğim albümümü sizlere duyuruyorum. Bu albümü dinlerken beni hissedeceksiniz ve kendinizi bulacaksınız. Belki biraz derin düşünecek, belki aşklarınızı hatırlayacaksınız. Bu bir başlangıç, asla son değil. Her şey çok daha güzel olarak devam edecek.
Destekleriniz insanı ayakta tutan ve azim veren.
Sevgilerimle,”

Sosyal medyada #albümrenkli etiketiyle duyurulan albüme aşağıdaki linklerden ulaşılabiliyor.

Albüm ile ile ilgili hazırlanan teaser

Digital ağlarda “Renkli” Albümü

iTunes | Spotify |  Türk Telekom Müzik | Deezer
CD olarak satın almak için: Amazon

Sanatçı, albümdeki beğenilen şarkılardan “Salınım”, “Ben Ne Zaman Delirdim” ve “Menekşe”nin kliplerini çekmişti. İşte O klipler

Fırat Cem Tuncel – Menekşe Klibi

Fırat Cem Tuncel – Ben Ne Zaman Delirdim Klibi

Fırat Cem Tuncel – Salınım Klibi

5haber.com | Ankara

Uçurtmayı Vurmasınlar Filminin Gerçek Kahramanı Anlatıyor

Beş yaşındaki bir çocuğun gözüyle kadınlar hapishanesinin ve sevginin öyküsü olan 1989 yapımı Uçurtmayı Vurmasınlar filminin gerçek kahramanı Barış Gökçe, bugün 37 yaşında. 12 Eylül’de henüz 9 aylık olan ve annesi ile hapse atılan Gökçe, cezaevinde geçirdiği kötü günler ile ilgili, “Cezaevi müdürü dışarıda uçurtmalar ile içeriye mesaj gönderiliyor diye düşünüp askerlere vurdurtmaya kalktı.” sözlerini söylüyor.

Uçurtmayı Vurmasınlar’ın küçük oyuncusu Barış Gökçe, hayali bir karakter olarak kabul edilmiş olsa da o hikaye aslında gerçekten uyarlamadır. Bunun ispatı olarak 12 Eylül davasına müdahil olacağını açıklayan Nurtem Bozkurt’un ‘Barış’la aynı koğuşta kaldık’ açıklamalarını yaptı. 9 aylıkken annesi ile birlikte hapse atılan Barış, 4.5 yaşına kadar hapiste yaşadıklarını şu şekilde açıklıyor: “Cezaevi aracında beklerken asker bana simit almıştı. O asker arabada ağlamaya başladı. Çocukça duyguyla gidip neden ağladığını sordum, cevap vermedi. Yıllar sonra annemden öğrendim. Meğer o sırada içeride anneme işkence ediyorlarmış, o asker de beni dışarıda oyalıyormuş ona üzülüp ağlamış.”

Henüz küçük yaşlarda hapiste 3,5 yılı geçen Barış Gökçe, o yaşına rağmen hapiste yaşadıklarını hatırlıyor. Hatırına kaldığı sözleri Barış şu şekilde söylüyor: “Koğuşta cam kenarında oynarken çivi kafama battı, yarıldı. Kan kaybından bayılmışım. Önce izin vermemişler hastaneye götürülmeme. Annem ve bizim koğuştakiler ayaklanma çıkarmışlar. Öylelikle beni hastaneye götürdüler. Allah’tan ki o gün o ayaklanma yaşanmış, yoksa bugün ben olmazdım.” Gökçe’nin bir diğer hatırladığı sahne ise cezaevi müdürünün avludan görünen uçurtmayı vurdurtmak istemesi olmuş. Zaman zaman cezaevinin yanında bulunan arazide çocukların uçurtma uçurduğunu ve bunun avludan görüldüğünü aktaran Gökçe, “Cuntanın insanlar üzerinde oluşturduğu paranoyaya bakın ki cezaevi müdürü bu uçurtma ile içeriye mesaj gönderiliyor diye düşünüp askerlere vurdurtmaya kalktı.”

Asıl Sorun Dışarı Çıkınca Başlıyor

Hapiste yaşadıklarının zor olduğunu söyleyen Barış Gökçe, annesinin şu anda 58 yaşında olduğunu, ancak halen hapse neden atıldığını bilmediğini söylüyor. Askerlerin eve baskın yaptığı söyleyen Gökçe, evde kağıda sarılı bir ot bulduklarını ve annesi Ayşe Hanım’ı bu nedenle içeri aldıklarını söylüyor. Dava dosyasında ise bu otun esrar olduğu belirtilmiş. Halbuki o dönemde ailesinde sigara kullanan bile yokmuş.

Anne ile babasının hapse girmesinin aile içinde çatışmaları da başlattığını söyleyen Barış Gökçe, “Örneğin annemler içeri girdiğinde dedemler bize para yollamamış. Çünkü babam MHP’li, dedemlerse Ecevitçiymiş. Bu yüzden sırt çevirmişler. Babam da içeri girdiğinde bize maddi destek verecek kimse kalmamış. Annem hapishanenin atölyesinde çalışıp geçinmeye çalışmış.” İçeriden çıktıktan sonra Ankara’da kalamadıklarını anlatan Gökçe, Malatya’ya gittiklerini belirtiyor. Ancak burada da komşuların tepkileri nedeniyle huzur bulamamışlar ve Tekirdağ’a taşınmaya karar vermişler. İlkokula başladığında bile arkadaşlarının kendisinden çekindiğini ve arkadaşlık kurmak istemediklerini ifade eden yönetmen Gökçe, “Hiçbir şeyden habersiz bebekken girdiğiniz hapishane size ömür boyu taşıyacağınız bir yafta vuruyor ve bu yükü taşımaya başlıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

5haber.com |  Ankara
Kaynak: İstanbul Haber Ajansı

İnsan İle İnsani Arası: Bir Ayrılık (2011) (İran Filmi)

İran sineması ülke sinemaları içinde belki de en zor şartlarda kendini var edebilmiş sinemadır. Tüm siyasal ve dinsel baskılara rağmen sanatın özgürlükçü yüzü kendisini göstermiş ve ülke sineması önünde örülmeye çalışılan duvarları aşmıştır. Bu konuda yönetmenlerin istikrarlı tavırları büyük bir önem taşır. İranlı yönetmenler gerek kendi ülke sınırları içinde ve gerekse de ülke dışında çektikleri filmlerde kendi kültürlerini yansıtmayı asla bırakmamıştır. Köklere bu denli bağlılık sinemalarına muazzam bir lezzet vermiş ve İran sinemasını dünya çapındaki film festivallerinde ön sıralara taşımıştır.

İran sinemasının son yıllarda dünyaya bakan yüzü Asgar Farhadi 2011 yılında gösterime girmesiyle tüm sinema dünyasında büyük bir etki yaratan filmi bir ayrılık ile Oscar ödülünü kazanan ilk İranlı yönetmen olmuştur. Böylece İran sineması üzerindeki baskıcı turum bir kez daha yıkılmıştır.

Farhadi “Bir Ayrılık” filminde boşanmanın eşiğinde olan orta sınıf bir çiftin birbirlerine ve en sonunda da kendilerine yabancılaşmasını kompoze eder. Yönetmen İranlı orta sınıf bir ailenin minimal hikayesi ve problemleri üzerinden evrensel problemlere temas eder. Bir yanda Alzheimer hastası bir baba ve bir yanda da eğitimine devam eden kızları ve de birbirlerinden kopmak istemeyen ama kopmak zorunda olan karı koca… Asgar Farhadi klasik aile hikayelerini alışık olunmayan bir dille ele alır. Bu ele alış biçimi onun sinema dilinin yansımasıdır. Filmlerinde bireylerin yaşamlarına dair aldıkları kararları ve bu kararlar sorası gelişen olayları realist bir dille işler. Toplumda erkek olmak, kadın olmak, çocuk olmak, etkin ve pasif birey olmak konusunda oluşturduğu dünyalar izleyici üzerinde soğuk duş etkisi yaratır.

İran gibi kapalı bir kültüre sahip toplum yapısında Avrupai aile çizgisi ekseninde İran’ın kültürel aile yapısına uygun aileler resmeden Farhadi karakter çatışmalarını da kültürel dozda ama Avrupai yapıda oluşturur. Bir Ayrılık filminde aile üyeleri tartışmalarını birbirleri ile konuşarak gerçekleştirir. Kadının da söz hakkı erkek ile eşittir. Çocuk figürünün aile içindeki önemi ve söz hakkı ise şaşırtıcı derecede kuvvetlidir. Tüm bunların yanında anne figürü çekirdek aileyi bir arada tutmaya çalışırken baba figürü ise kültürel bir miras olan geniş aileyi önemsemektedir ve bu yüzden de hasta babasını bırakıp başka bir yere gitmek istemezken anne ise çocuğu ve kocası ile daha iyi bir gelecek için bulundukları yerden ayrılmak istemektedir. Genel geçer bir durum olarak İran’da göç savaş ve toplumsal buhranlar neticesinde gerçekleşirken bir ayrılık filminde tamamen daha iyi bir hayat ve eğitim imkanları doğrultusunda yapılmak isteniyor.

Asgar Farhadi’nin “Bir Ayrılık” filmi konusu ve işleyişi ile izleyiciyi çaresiz bırakan bir film. Farhadi filmde yaşanan olayları ve karakterleri tamamen izleyicinin inisiyatifine bırakır. Filmde kimin haklı ya da haksız olduğunu, hangi olayın iyi ya da kötü olduğu ve sonuçlarının beraberinde getirdiği şeylerin kıstasını izleyicinin vicdanına bırakır. Bu durum izleyiciyi hem filme daha çok bağlar hem de düşünmeye iter. Böylece sinema esas görevlerinden birini yerine getirmiş olur.

Baskın bir kültürde birey olmanın zorluğu, aile olmanın zorluğu, radikal karalar almanın zorluğu ve hatalarla yaşamanın zorluğu bir ayrılık filminde izleyicinin yüzüne bir tokat olarak iniyor. Kadın olmak, erkek olmak ve çocuk olmanın ağır yükü ise hemen her sahnesinde kendisini hissettiriyor. Yönetmenin oyuncu yönetimi, müzik kullanımı, diyaloglar filmin anlatım dilini kuvvetlendirirken alt metnindeki öğretici mesajları ile farklı ama tanıdık bir film bir ayrılık…

Süleyman Yakupoğlu

Game Of Thrones’u Türkler Çekseydi Oyuncuları Kimler Olurdu?

Dünya üzerinde en çok izlenen dizi olan Game Of Thrones, hem grafikler, hem de konusu bakımından yayımlandığı her sezonunda milyonlarca kişi tarafından büyük bir ilgi ile izleniyor. Peki Game Of Thrones dizisini Türk yapımcılar çekseydi dizi de hangi oyuncular oynardı? Hangi Türk oyuncular, Game Of Thrones’te oynardı? Hangi karakterleri canlandırırlar?

İşte Game Of Thrones dizisini Türkiye çekseydi dizinin oyuncuları olacak isimler.

Daenerys Targaryen: Beren Saat

Jon Snow: İlker İnanoğlu

Cercei Lannister: Gamze Özçelik

Sansa Stark: Elçin Sangu

Stannis Beratheon: Halit Ergenç

Tyrion Lannister: Alpaslan Özmol (Çaycı Hüseyin)

Jaime Lannister: Kıvanç Tatlıtuğ

Arya Stark: Birsu Demir (Oben)

Khal Drogo: Uğur Pektaş

Lord Petyr Baelish: Mehmet Ali Erbil

Lord Varys: Şafak Sezer

Robb Stark: Çağatay Ulusoy

Eddard Stark (Ned Stark): Cüneyt Arkın

Melisandre: Meryem Uzerli

Sizin de eklemek istediğiniz karakterler ve bu oyuncu da bu rolü oynardı dediğiniz Türk oyuncu var mı? Eğer varsa aşağıda bulunan yorum kısmından bunu paylaşabilirsiniz.

Siname haberlerinden, gündem haberlerinden, kültür sanat haberlerinden, magazin haberlerinden haberdar olmak için 5haber.com adresini takipte kalın.

5haber.com  |  Ankara

Gerçeğin Gölgesinde: Nahid (İran Filmi)

İranlı yönetmen Ida Panahandeh’in ilk uzun metrajlı sinema filmi Nahid, 2015 Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış Gelecek Vaat Eden Film Özel Ödülü kategorisinde yarıştı ve festivalden Avenir ödülüyle döndü. Filmin oyuncu kadrosunda; Asgar Farhadi’nin Bir Ayrılık (2011) filminde tanıdığımız Sareh Bayat yer alırken Pejman Bazeghi, Navid Mohammad Zadeh, Milad Hossein Pour, Pouria Rahimi de Sareh Bayat’a eşlik eden diğer önemli isimler.

2015 yapımı olan Nahid, tek başına bir kadının çocuğunu büyütme mücadelesini ve bu eksende toplumsal baskının ve ahlaki değerlerin söz konusu olduğu filmde Nahid’in bir anne ve bir kadın olarak derin bir mücadelesini, vicdanını, seçim yapmak zorunda kaldığını anlatıyor.

Eşinden genç yaşta boşanmış olan Nahid, 10 yaşındaki oğluyla birlikte Kuzey İran’da Hazar Denizi kıyısında küçük bir kasabada yaşamaktadır. Çocuğun velayeti İran’daki yasalara göre babaya verilir.  Fakat baba, Nahid’in tekrar evlenmemesi koşuluyla çocuğun velayetini vermeye kabul eder. Nahid’in hayatı kendisi ile evlenmek isteyen başka bir adamla tanışınca değişir. Bu yeni ilişki Nahid’i anne ve kadınlık arasında sıkıştırır. Oğluyla sevdiği adam arasında bir tercih yapmak zorunda kalan Nahid, kendisini bir çıkmaza sürükler.

Nahid; eski kocası, abisi,  oğlu ve sevdiği adam arasında kalmış bir toplumsal kıskacın içinde hep bir yetme ve yetişebilme derdinde. Sevdiği adamın yanında iken oğlunu, oğlunun yanında iken sevdiği adamı özlüyor. Orta Doğu’daki kadın sorunu ele alan bu film kadın – erkek ilişkisini gayet başarılı bir şekilde ele alırken, Nahid’in annelik mi? kadınlık mı? duygusu altında baskı gören seçime zorlandıran toplumun baskısı ve ahlaki değerleri çok iyi anlatmıştır. Boşanmış bir kadının sorunlarına odaklanan, geçici evlilikleri (hülle, muta) sorgulayan, kadınların hayatlarını ve sorunlarını bize yansıtan bizi gerçeklerle yüzleştiren bir film, Nahid. Filmin bir yanı sıra çocuğunda etkisi altında kaldığı görülmüştür. Yıkılmış bir aile ve tekrar evlenmek isteyen Nahid’in oğluna nasıl açıklayacağı konusunda bir çekingenliği vardır. Oğlunun vereceği tepkiden korkuyordur. Demek – dememek arasında bir tereddütte kalmıştır. Ailevi sorunlar ve baskı çocuğa yansımış ve okula gitmek istememiştir. Fakat Nahid’in ailesi destek çıksaydı bu durum hiç yaşanmamış da olabilirdi.

Filmde anlatıldığı gibi birçok ülkede bu sorun vardır. Halbuki bir kadın boşanmış olsa da; anne de olabilir, aşıkta olabilir, tekrar evlenebilir de… Neden hep kadınlar bir şiddetin, baskının eşiğinde ya da içinde! Küçük bir kasabada yaşamış olması insanların dedikodu yapması, toplumsal baskı, kadının üstünde statü kurulması. Sen sadece bir annesin ve annelik vazifesini yap demek gibi sığ düşünceler vardır. Bir nevi kadın, annelik ve annelik yapmak gibi kavramların altında yok ediliyor. Bir baskı görmediğini hisseden tüm kadın aslında her şeyi yapabilir.

Her birey özgürdür! Kültürel anlamda bir değişim söz konusu olması gerek. Geleneksel toplumlarda kadının pek bir önemi yoktur. Onların en önemli görevi anne olmak, çocuğuna bakmak, ev işi yapmaktır. Bu düşünceden ne zaman koparsak o zaman gelişme kat etmiş oluruz. Gün geçtikçe bazı filmler, gözümüze bu gerçekleri bu yaşantıları çarpar ve bizler etkisinde kalırız. Farkındalık her zaman için öncüdür. Toplumun kıskacından kurtulmak için bir şeyler yapmak zorundayız. Bize yapılan baskıya baş eğmemeliyiz. Aksini dik bir şekilde karşılık vermeliyiz.

Gül Çelik

 

Çukurova Rock Festival Programı ve Festivale Katılan Sanatçılar Açıklandı

Adana’da rock festivali coşkusu için geri sayım başladı. Gençlerin ve rock severlerin büyük bir merak ve heyecanla beklediği Çukurova Rock Festivali’nin tarihi açıklandı. Alınan son bilgilere göre Çukurova Rock Festivali 12-13-14 Mayıs tarihlerinde gerçeklşecek.

Adana’nın merkez Seyhan İlçesi Merkez Park içinde bulunan Galeria AVM çim alan üzerinde yapılması planlanan festival kapsamında sahne alacak olan gruplar ve sanatçılar şu şekilde; Pentagram, Mor ve Ötesi, Athena, Feridun Düzağaç, Teoman, Selda Bağcan.

Geçtiğimiz yıl 70’den fazla sanatçının katılımı ile gerçekleşen festivale 100 binden fazla müzik sever akın etmişti. Zeytinli Rock Festivali’ni düzenleyen Milyon Yapım’ın organize ettiği etkinlik Adana, Mersin ve Gaziantep başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından müzikseverleri buluşturacak. Günde 7 sanatçının sahne alacağı festival için günlük ve kombine bilet satışları bulunuyor.

Festival Programı

12 Mayıs Cuma: Pentagram, Mor ve Ötesi, Pilli Bebek, Kurban, Kurtalan Ekspres, Direc-t, Madcap

13 Mayıs Cumartesi: Athena, Feridun Düzağaç, Seksendört, Umut Kuzey, Flört, Çamur, Anatolik

14 Mayıs Pazar: Teoman, Selda Bağcan ve Boom Pam, Adamlar, Baba Zula, Deniz Tekin, Süpernova.

5haber.com  |   Adana

Dizi ve Filmlerin Görülmeyen Arka Yüzleri (Efekt Eklenmiş Sahnelerin Gerçek Yüzü)

Teknolojinin gün geçtikçe ilerlemesi, son dönemlerde akıl almaz boyutlara ulaştı. Teknolojideki bu ilerlemeden nasibini en çok alan sektör ise dizi ve film sektörü.

Yapımcılar, artık yüksek teknoloji ürünlerini kullanarak tek bir oda içinde dünyaları seyircinin gözleri önüne seriyor. Kullanılan efektler, sanki dizi ekranda görüldüğü yerde çekiliyormuş hissi verse de aslında hepimiz bunun aslını biliyoruz. İşte bazı dizi ve filmlerin ekranlara gelen sahneleri ve bu sahnelerin perde arkalarında

Sahne karların altında dondurucu soğukta çekilmiş gibi gösteriliyor ancak..

İşin doğrusu ise arkada yeşiller…

Bu filde ise sahne sanki alet edevatla dolu fakat gerçeğinde….

İple tutturulmuş bir adam ve ortam yem yeşil.

Sahne açık havada ve alaca karanlıkta iken gerçeğine baktığımızda işin aslı böyle değilmiş.

İşte sahnenin gerçeği…

Matrix’i meşhur sahnesi ise spor ve atletizm isteyen bir sahne ancak..

Aslında o kadar atletik hareketler isteyen bir sahne değilmiş.

Sahnede denizde boy veren bir adam var. Ama gerçeğinde..

Ne deniz var ne sahil var. Sadece yeşiller.

Buda Alice Harikalar Diyarındaki bir sahne

İşte bu da onun gerçeği..

Gişe Rekorları kıran Avatar filminin bu karesi hiç de göründüğü gibi değilmiş.

Gerçeğinde ne ağaç var ne ok.

Yenilmezler de bir sahne. O Ateş bunları nasıl yakmıyor diyorsanız cevabı sonraki resimde.

İşte o sahnenin çekimi.

Bu da Kaptan Amerika’nın tren sahnesi.

Aslında ne tren var. Ne de sahne dışarıda çekiliyor.

Bu da Game Of Thrones’ten.

Eleman mavi bir bloka bakıyor sadece.

Bu da duvarı aşmaya çalışan Yabanıllar

Bu da gerçeği

Khaleesi’nin arkasında dev bir ordu ve dağlar görüyoruz ama gerçeği.

İşte gerçeği

5haber.com  |  Ankara

Geleceğe Dönüş Filminin Zaman Makinesi Arabası Türkiye’de

80’lerin en çok beğenilen filmleri arasında bulunan Geleceğe Dönüş filminde zaman makinesi olarak kullanılan ‘Geleceğe Dönüş’ün otomobili DeLorean DMC-12’ Türkiye’ye geldi. Düzenlenen otomobil fuarında sergilenen araba, büyük ilgi topladı. Fuara katılanlar arasında filmi izleyenler, karşılarında gördükleri zaman makinesine dönüşen otomobille geçmişe doğru nostaljik bir yolculuğa çıktı.

“İstanbul Autoshow 2017”, Büyükçekmece TÜYAP Fuar alanında kapılarını 17. kez ziyaretçilerine açtı. Fuarın en dikkat çeken otomobilleri arasında ise, gösterime girdiği yıllarda dünya üzerinde büyük bir ilgi ile izlenen ‘Geleceğe Dönüş’ adlı filminin otomobili DeLorean DMC-12 oldu. Filmde başrol oyuncusunu zaman makinesine dönüşen arabasıyla geçmişe ve geleceğe giderek yaşadığı maceraları anlatan film için üretilen modifiyeli otomobil, fuar alanında hazırlanan özel bir stantta katılımcılara sergilendi.

Ziyaretçiler Nostaljik Yolculuğa Çıktı

Generali Sigorta tarafından fuara getirtilerek sergilenen otomobil, filmi izleyen ziyaretçileri de aynı anda geçmişe doğru nostaljik bir yolculuğa çıkardı.

Çılgın Profesör İmzalı

Fuarda sergilenen araç, aynı zamanda filmin oyuncularına gala, etkinlik ve çeşitli şovlarda kullanıldı. Otomobilin üzerinde de filmin başrol oyuncusu ‘çılgın profesör’ lakaplı Dr. Emmett Brown’u oynayan Cristopher Lloyd’un imzası bulunuyor.

Ayrıca standta ‘çılgın profesör’ karakterinin canlandırılarak aracı kullandırılması ise filmin sahnelerini de gerçekçi kıldı. Ziyaretçilerin de bu anları cep telefonlarıyla kayıt altına aldıkları görüldü

Otomobile Yoğun İlgi

Efsane otomobili fuara getiren Generali Sigorta’nın Satış ve Pazarlama Direktörü Burak Gündüz, yaptığı açıklamada otomobile oldukça yüksek bir ilgi olduğunu söyledi. Burak Gündüz, “Bu araç geleceğe dönüş filminin efsane aracıdır. Otomobili bu fuara getirmekteki amacımız geleceği fuarı ziyaret edenlere ve müşterilerimize de yaşatmaktır. Fuarın teması gelecekle ilgili, ayrıca müşteri beklentileri de son derece yükseldiği için onlara geleceğe dönük kısa bir seyahat yaptırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Geleceğe Dönüş Filmi

Efsane film, ‘Geleceğe Dönüş’te bir gencin kazara 1985 yılından 1955 yılına gitmesi konu edilir. Lisede okuyan anne ve babası ile tanışan genç, yanlışlıkla annesinin romantik ilgisini çeker. Anne ve babasının aşık olmasını engellediği için hatasını telafi edip, 1985 yılına geri dönmek zorundadır. Film gösterime girdikten sonra, 380 milyon dolar hasılat elde ederek yılın en başarılı filmlerinden biri olmuştu.

5haber.com  |  İstanbul
DHA