Kategori arşivi: Sağlık

Emziren Annelere Beslenme Konusunda Uyarılar!

Hamilelik sonrası annelerin düştüğü en büyük hata doğumdan sonra beslenmeye dikkat edilmemesidir. Emzirme dönemindeki annelerinde beslenme konusuna dikkat etmeleri çocuğun gelişiminde büyük bir fayda sağlar.

Bir bebeğin gelişme döneminde alması gereken en önemli besin anne sütüdür. Annenin yeterli ve düzenli miktarda beslenmesi nitelikli süt üretebilmesi için kendisinin beslenmesine dikkat etmesi gerekir.

Çocuk gelişiminde yeri doldurulamaz besin olan anne sütünün daha nitelikli olması için annenin düzenli olarak alması gereken besinleri şöyle sıralayabiliriz:

Yumurta: İçindeki zengin A,C ve E vitamini; çinko, fosfor ve iyot gibi mineralleri ile en önemli protein kaynaklarından biridir. Bebeğin beyin gelişiminde de etkilidir.

Yoğurt: İçeriğindeki  mükemmel fosfor ve kalsiyum oranı ile vazgeçilmez bir besin kaynağıdır.Kemik ve diş sağlığı için son derece önemlidir.

Süt / Ayran: Anne sütünün artması için ilk yol sıvı tüketimi arttırılmalı. Süt yağsız; ayran ise hem yağsız hem tuzsuz tüketilmeli.

Yulaf Ezmesi: Kompleks karbonhidrat daha enerjik hissetmenizi ve süt miktarını arttırır. Bebeğini sakin emzirmek isteyen anneler akşam yemeğinden sonra yoğurt ile tüketebilirsiniz.

Buğday: düşük gilsemik indeks değerine ve yüksek posa oranına sahiptir. Kan şekeri kontrolünü sağlar, sindirim sistemini iyileştirir. Buğdayı süt ile pişirip içine 1 kaşığı bal koyarak tatlı ihtiyacınızı giderebilirsiniz.

Yağlı Tohumlar: Badem, fındık ve ceviz gibi tohumlar zengin yağ asidi, vitamin ve mineral birleşimi ile ön plana çıkıyor.Yağ asidi bileşimine önem verilmesi sütün daha kaliteli olması ve bebeğin sinirsel gelişimine yardımcı olur.

Ispanak / Dereotu: Emzirme sürecinde anne ve çocuk için gerekli olan demir, folik asit ve kalsiyum içerir.

Soğan / Sarımsak: Anne sütünü arttıran en iyi besinler arasındadırlar. Süt üretimine yardımcı olur. Yemekler ve salatalarda bol bol kullanılmalıdır.

Su / Maden Suyu: Emzirme döneminde süt üretimini arttırmak için günde 2,5-3 litre su tüketilmelidir. Terleyerek kaybettiğiniz elektrolitlerinizi günde 1 maden suyu tüketilmelidir.

 

Sağlıklı Yaşam İçin Beslenme Ve Spor

Daha nitelikli ve kaliteli bir yaşam seçimi, kişilerin daha iyi  beslenme alışkanlıklarına sahip olmaları ve düzenli egzersizler yapmalarıyla sağlanır.Fiziksel uyumluluğu sağlamak için sporcusu olmak gerekmez.Bu nedenle kendimiz için uygun olan egzersizleri seçerek onu düzenli bir şekilde sürdürebiliriz.Sporda artık yarışma dışında, bünye ve sağlığımızı koruma düşüncesi de yerleşmiş durumda ve insanlar bu düşünceyle spor yapmaya davet edilmektedir.Bu davet özellikle gelişmiş ülkelerde yerini bulmakta ve geniş insan kitleleri çok farklı sportif etkinliklerde bulunmaktadır.Yaşam boyu spor yapan insanların sayısının arttırılması için çalışılmaktadır.

Beslenme Ve Sağlıklı Yaşam İçin Uyulması Gerekenler

Sağlığa uygunluğa ve besleyici değerleri yiyecek ve içecekler için önemlidir. Sağlıklı beslenme konusunda başlıca uyarılarımız şunlardır:

# Fazla yemekten ve açlıktan kaçınılması, cinsiyet, yaş, içinde bulunduğumuz durum(hastalık, hamilelik, yaşlılık, vb.) ve yapılan aktiviteye uygun yeterli ve dengeli beslenmeliyiz.

# Her gün düzenli egzersiz yapmalı ve hareketsizlikten kaçınmalıyız. Böylece yaşam ağırlığımızı koruyabiliriz.

# Günde 3 ana ve mümkünse 1-2 ara öğün tüketmeli ve öğün atlamamız gerekir.

# Yağ tüketimini azaltmak ve çok yağlı yiyecekler tüketmekten kaçınmalıyız.

# Şeker tüketimini azaltmamız gerekir.

# Posalı yiyecekler tercih edilmelidir.

# Tuz kullanımını azaltmamız gerekir. içinde tuz olan yiyeceklere ekstra tuz atılmamalıdır.

# Alkol ve sigarayı kullanmamak ya da en aza indirmek gerekmektedir.

Beslenme ve Sporun Vücut Üzerindeki Faydaları

# Kalbi kuvvetlendirir ve pompaladığı kan miktarını arttırır.

# Kanın oksijen tutma kapasitesi artar.

# Kanda bulunan alyuvar sayısında artış olur.

# Beden Eğitimi ve egzersizlerin sinir sistemine olumlu yönde etkileri olmaktadır.Beden eğitimi ve egzersizler sayesinde kas gruplarının hepsi harekete geçmiş olur.Vücut ısısı artar.Vücut ısısındaki artış sinir sistemindeki elektriksel iletim hızını artırır.
# Yapılan egzersizler sayesinde beyin,beyincik ve omurilik soğanı daha duyarlı olmaktadır.
# Alkol, sigara ve uyuşturucular sindirim sisteminnde büyük tahribata yol açar..
# Egzersiz ve sağlıklı beslenme  sayesinde sindirim organlarının kaslarının geliştiği,güçlendiği ve organların işlevlerini daha sağlıklı yaptığı görülmektedir.

Migren Ağrısı İçin Ağrı Kesici Yerine Alternatif Çözümler

Başınızın ağrısıyla birlikte gözünüzü açmakta zorluk çekiyorsanız ışığa bakamıyorsanız işinizi gücünüzü engelleyecek şekilde ağrılar hissediyorsanız migren hastasısınız demektir. Migreni tetikleyen şeyler nelerdir ? Migren en çok hangi yaş aralığında görülür ? Migren ağrısını önlemenin yolları nelerdir ? Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Zirve Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Cımbız, “Yaşadığınız hayat şekli size migreni getiriyor. Migren hastasıysanız yapacağınız ilk şey hayatınızı değiştirmek.” dedi.

Dilinizde, dilinizin kenarlarında diş izi varsa bunun beraberinde çok fazla yağlı et ürünleriyle beslenip egzersiz yapmıyorsanız migren veya baş ağrısı olma potansiyelinin yüksek olabileceğini söyleyen Cımbız, “Migrenle ilgili birçok etken var bunları kadınlar için ayrı erkekler için ayrı yorumlayabiliriz. Kadınlar için düşündüğümüz de özellikle hormonal problemlerin etkisiyle regl dönemlerinde gelen büyük baş ağrısı migreni tetikleyebilir. Adet dönemlerinin önce ve sonrasında olabilecek baş ağrısı her ay en az beş on gün sürebilir. Çok stresli bir iş varsa veya kadın evde çocuklarıyla ve eşiyle ilgili mutsuz bir hayat sürüyorsa bu kadın için önemli bir migren potansiyeli oluşturur. Erkek için ise en önemli şey iş hayatında mutsuz, çok yoğun stresli bir iş yapıyor veya aşırı alkol ve sigara kullanıyorsa migren için baş ağrısı önemli bir etken oluşturur.” şeklinde konuştu.

Bütün baş ağrılarını gerilim tipi baş ağrısı olarak nitelendiren Cımbız, “Migren, boyun ve sırt kaynaklı ağrılar, psikolojik veya stresli rahatsızlıkların hepsi gerilim tipi baş ağrısıdır. Ve insanların iş yapabilme kapasitesini çok büyük oranda etkileyen bir problemdir. Beslenme şeklimiz ve hayat şeklimiz baş ağrısı için bir potansiyel oluşturuyor ve özellikle kadınlar erkeklerden daha fazla baş ağrısı çekiyorlar. Regl dönemlerinde kadınların bütün hormonlarını etkilendiği için birçok kadın regl döneminde baş ağrısı çekmektedir. Kadınlar da stres daha yoğun olduğundan evin sorumluluğu, çocuklarıyla ilgilenmeleri, eşleriyle olan ilişkileri yani psikolojik olarak da erkeklerden daha fazla baş ağrısına neden olmaktadır. Diğer önemli şey ise kadınların sırt boyun bölgesi kasları ve kemik yapısı erkeklere göre daha zayıftır. Bu da özellikle boyun kaynaklı baş ağrısında gerilimin artması için önemli bir etken oluşturuyor.” dedi.

Migreni tedavi etmek için karaciğer ve bağırsaklarınızı rahatlatmalısınız diyoruz tam tersi modern tıp ilaç verin diyor ağrıyı kesiyor ama bu sefer karaciğer bağırsak sistemine zarar veriyor şeklinde konuşan Cımbız, “Migren de yapılan en büyük hata migren ağrısı için ağrı kesici kullanmak. Bu bir kısır döngüdür. Yani siz migreninizi tedavi etmek için devamlı ilaç alırsanız hiçbir zaman migren iyileşmeyecektir. Migren hastasıysanız ilk yapacağınız şey hayatınızı değiştirmek. Yaşadığınız hayat şekli size migreni getiriyor. Modern tıpın verdiği ilaçları kullanmak yerine doğru beslenme ve egzersiz yapmak daha makuldür. Şimdi egzersiz dediğimiz zaman da insanlar gidip fitness yapıyorlar elli kilo ağrılık kaldırıyorlar koşu bandında koşuyorlar. Bizim istediğimiz egzersiz bu değil egzersiz yapmak hayatımızın içinde olması lazım. Mesela arabanızı uzak yere park edip yürüyün, asansör kullanmayıp merdivenleri kullanın, doğa yürüyüşleri yapın, dolabınızı kendiniz silin eve temizlikçi almayın. Bunların hepsi egzersizdir aktivitedir. Kimseye fitness da koşun, basketbol oynayın plates yapın demiyoruz. Hareket hayatınızın içinde olsun çünkü çok fazla hareket de zararlıdır. Hastalarımızın %20’si egzersiz yaparken kendini yaralıyor” tavsiyelerinde bulundu.

Bağımlılık bir beyin hastalığıdır

 

Gaziantep Yeşilay Şube Başkanı Fatih Tamer, bağımlılıkla ilgili bir takım açıklamalarda bulundu.

Bağımlılıkla ilgili sunum yapan Gaziantep Yeşilay Şube Başkanı Fatih Tamer, “Bağımlılık bir beyin hastalığıdır, insanlar bu tür maddeler ve alışkanlıklarla beyinlerindeki ödül-ceza sistemini bozarak maalesef bağımlı hale gelir. Bağımlılık bizim açımızdan köleliktir ve eşref-i mahlûkat olan insan için bu kabul edilemez bir durumdur. Bağımlılık yapan maddeleri üretenler sizleri hedef almaktadır. Bu üreticiler sizlerin canını, malını ve aklını hedef almaktadırlar.” dedi.

Özellikle eğlence ortamlarında ve özentiyle başlanan bu maddeler beynimizi işgal ederek bizleri bağımlı hale getirmektedir diyen Tamer, “Yavaş yavaş intihar anlamına gelen bu davranışlar hem kendimize hem de çevremize zarar vermektedir. Bunlara karşı duyarlı olmanız kendinizi ve etrafınızdaki arkadaşlarınızı korumanız gerekmektedir” diye belirtti.

Teknolojinin oluşturduğu kolaylıklarla birlikte insanın doğal iletişim kurma biçimini ortadan kaldırabildiğini ve dünyanın farklı yerlerinde teknolojinin yanlış kullanımı sonucu ölümlerin yaşanabildiğini belirten Tamer, “ İnsanların selfie çekmek adına inanılmaz şeyler yapıyor. Maalesef Antalya’da geçtiğimiz günlerde selfie çekmek için yola yatan gençlerin bir kamyonun çarpması sonucu hayatını kaybettiğini gördük. İnsanı hiçleştiren yaşamını ve hatta ölümünü anlamsızlaştıran bu tür olaylar teknolojinin dikkatli kullanılması gerektiğini bize yeniden hatırlatıyor” diye konuştu.

Yanlış teknoloji kullanımı, gerçek olmayan bilgilerin kolaylıkla paylaşılması ve algıların yönlendirilmesi gibi problemlerin her gün daha da artırdığını ve tüm bunların sonucunda bağımlılığa yola açtığını belirten Tamer, “ Teknoloji bağımlılığının sigara, Alkol ya da uyuşturucu kullanımının beyne yaptığı hasar ile aynı seviyededir. Bütün kolaylıklarına rağmen doğal iletişim yollarının artırılması, internet ve telefon kullanımının kişinin kendi tarafından sınırlandırılması gibi yollarla bağımlılık tehlikesinin ortadan kaldırabiliriz.” dedi.

Uzmanlar Polen Alerjisi Konusunda Uyardı

 

Baharın gelmesiyle birlikte polenlerin artması, alerjisi olanlar için büyük bir sorun. Çocuklarda da bu dönemde alerjiler meydana gelebiliyor. Peki alerjiden korunma yolları nelerdir? Ne gibi önlemler alınmalıdır? Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Zirve Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çocuk Sağlığı Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Esra Karaca Çiftçi, “Bahar alerjisi görülen çocukların evden dışarı çıkarken gözlük takmaları önemlidir. Bu sebepten dolayı çocuğun sevebileceği bir güneş gözlüğü almak iyi olabilir. Havalar güzel olması nedeniyle sokaklarda çok fazla kalınacağı için sık sık yüzün yıkanması, ağız ve burnun bol su ile gargara edilmesi önemlidir. Akşamları eve gidince polen yapışmasından dolayı kıyafetlerin değiştirilmesi, banyo yapılması önemlidir.” dedi.

Bahar ayının gelmesiyle havada yoğun miktarda polen bulunmaya başladığını belirten Çiftçi, “Polenler bitkilerin erkek üreme hücresidir. Havaların ısınmaya başlamasıyla havada yoğun miktarda bulunur. Çiçeksiz bitkilerin polenleşmeleri rüzgar yardımıyla olduğu için havada yoğun miktarda bulunmaktadır. Rüzgar da polenlerin yayılmasına büyük katkıda bulunmaktadır. Çiçekli bitkilerin polenleşmesi böceklerle olduğu için havada fazla bulunmaz. Bu sebepten dolayı asıl tehlikeli olan bitkiler çiçeksiz bitkilerdir.” diye konuştu.

Bazı kişilerin vücutlarının polenlere karşı alerji geliştirdiğini söyleyen Çiftçi, şunları kaydetti: “Polenle karşılaşınca bazı belirtiler ortaya çıkar. Polenlerin neden olduğu en sık alerjik hastalıklar astım, alerjik nezle ve göz alerjisidir. Polenlere karşı alerjisi olan astım, alerjik nezle ve göz alerjisi olan kişilerin şikayetleri bahar mevsimiyle artar.”

Bahar alerjisinin genelde ailesinde alerjik hastalığı olanlarda olduğunu Belirten Çiftçi, “Alerjik hastalıklar genetik hastalıklardır. En sık alerjiye neden olan polenler ot-çimen polenleri, ağaç polenleri, arpa, buğday, mısır ve çavdar gibi hububat polenleridir.” şeklinde konuştu.

Hangi Önlemler Alınmalı?

Bahar alerjisi görülen çocukların evden dışarı çıkarken gözlük takmalarının önemli olduğunu aktaran Çiftçi, şöyle devam etti: “Bu sebepten dolayı çocuğun sevebileceği bir güneş gözlüğü almak iyi olabilir. Burundan nefes alıp vermek diğer önemli bir önlemdir. Çünkü burun polen filtresi görevi görüp akciğerlere gitmesini engelleyebilir. Havalar güzel olması nedeniyle sokaklarda çok fazla kalınacağı için sık sık yüzün yıkanması, ağız ve burnun bol su ile gargara edilmesi önemlidir. Akşamları eve gidince polen yapışmasından dolayı kıyafetlerin değiştirilmesi, banyo yapılması önemlidir. Çiçeksiz bitkileri evde bulundurmamak diğer bir önlemdir. Polen alerjiniz varsa otomobilinizin polen filtresini mutlaka değiştirin. Otomobilinizin penceresini açmamaya özen gösterebilirsiniz. İhtiyaç halinde klima kullanabilirsiniz.”

Yeşilay Haftanız Özgür Olsun

 

Yeşilay’ın Kuruluşu
Ülkemizde alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâl-i Ahdar Derneğini kurdu. Hilâl ay, ahdar yeşil anlamındadır. Hilâl-i Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 – 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır.

“İyi ki Yeşilay var”
Her yıl 1-7 Mart tarihleri arasında kutladığımız Yeşilay Haftası’nı bu yıl da “İyi ki Yeşilay var” temasıyla ve aynı zamanda Türk Yeşilay’ının 96. yıl kuruluş etkinlikleriyle gerçekleşecek olan Yeşilay Haftası’nda üniversite gençliğini temel alarak onların bağımlılık konusunda bilgi birikim düzeyini arttırmak için Çukurova Üniversitesi’nde çeşitli faaliyetler düzenleyeceğiz.

Yeşilay Dayanışma Haftası’nda Düzenlenecek Etkinlikler
Etkinliklerimize Çukurova Üniversitesi Genç Yeşilay Kulübü olarak 1 – 4 Mart günleri arası üniversitemizin kütüphane bahçesinde Yeşilay Çadırı açarak başlıyoruz. Bu çadırı açmaktaki amacımız gönüllülük ve dayanışmaya dikkat çekmektir, bu sebepten dolayı bu yıl Yeşilay Haftası’na, “Yeşilay Dayanışma Haftası” diyoruz. Daha sonrasında ise yeşilaycı üniversite gençliği ile beraber göğüs hastalıkları servisinde yatan astım ve Koah hastalarını ziyaret ederek onlara moral takviyesinde bulunacağız, ayrıca panellerden sempozyumlara kadar tüm üniversite gençliğinin katılabileceği etkinlikler düzenleyeceğiz.

yesilay-haftasi

Çukurova Üniversitesi Genç Yeşilay Kulübü Başkanı olarak Yeşilay’ı şöyle tanımlayabilirim, geçmişinden günümüze kadar milletimizle, insanımızla ve gençliğimizle bir olmayı, onları bütün kötü alışkanlıktan ve bağımlılıklardan korumayı ve arındırmayı sağlayabilen tek sivil toplum örgütü olmuştur.
Yeşilay Haftası’nı temel alarak zararlı alışkanlıklara ve bağımlılıklara engel olmak ve için hep birlikte bağımlılıklarla mücadele edilmesi gerekliliği fikrini gençliğimizle haykıracağız.

Yeşilay haftanız özgür olsun.
Saygılarımla.

Mesut GÜRBÜZ
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çukurova Üniversitesi Genç Yeşilay Kulübü Başkanı

B12 vitamini eksikliği kansızlığa ve ciddi sağlık problemlerine yol açabilir

 

Vitamin Eksikliği Hastalıklara Davetiye Çıkarıyor

Vitaminler büyüme, hücre yenilenmesi ve enerji üretimi için vücuda gerekli olan maddelerdir. Vitaminler insan vücudunda sentezlenemeyen, sentezlense bile yeterli olamayan, dışarıdan alınması gerekli organik maddelerdir. Zirve Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhan Bayraktar, “Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, üşüme hissi, baş dönmesi, iştahsızlık, saç dökülmesi, çarpıntı, konsantrasyon bozukluğu, çalışma kapasitesinde düşüklük mevcut bir kansızlığın belirtileri olabilir. “ dedi.

 

Vitaminlerin eksikliği genelde taze meyve ve sebze ile beslenen, yeterli et ve et ürünleri tüketen kişilerde gözlenmez; ancak bazı durumlar vitamin gereksinimini artırabilir diyen Bayraktar, “Bunlar; gebelik,  emzirme, bağırsaklarda emilim bozukluğu, ameliyat olma, büyüme ve gelişme, ağır stres, ağır bedensel çalışma ya da egzersiz, kemoterapi, ağır yanıklar ve ağır enfeksiyonlar olarak sıralanabilir. Vitamin eksikliği hastalıkları da beraberinde getirir.” diye belirtti.

 

Prof. Dr. Bayraktar, “Basit bir kan sayımıyla kansızlık teşhis edilebilir. Altta yatan nedeni öğrenmek için kan testleri yapılması gerekir. Kronik kansızlığın tedavisinde, kansızlığa yol açan rahatsızlığın düzeltilmesi gerekir.

B12 vitamini eksikliği de kansızlığa ve ciddi sağlık problemlerine yol açabilir

Vitamin B12 alyuvarların kemik iliğinden üretilmesi için gereklidir. B12 vitamininin yeterli miktarda olmaması halinde kansızlık oluşur. Besinlerle alınan B 12 vitamini emiliminin olabilmesi için mide, pankreas ve ince bağırsağın fonksiyonlarının normal olması gerekir. Bunlardan birindeki bozukluk B12 vitamininin eksikliğine yol açar. B12 vitamin eksikliği  ciddi zihinsel sorunlara neden olur. Kansızlık görülür. El ve ayaklarda uyuşma zihinsel fonksiyonlarda azalma, unutkanlık, çarpıntı, sararmış cilt, şişmiş ağrıyan ve hassas dil, yorgunluk, gibi belirtiler görülür.” dedi.

 

Vitamin üretimi vücutta yapılamadığı için mutlaka dışarıdan besin veya diğer şekillerde alınması gerekmektedir diyen Bayraktar, “Vitamin kaynakları bitkisel değildir. Hayvansal kaynaklı besinlerden sağlanmalıdır. Et, tavuk, balık, yumurta, süt, yoğurt, peynir, karaciğer, yürek ve böbrek gibi yiyecekler en iyi vitamin B12 kaynaklarındandır. Özellikle vejetaryen olanlarda vitamin B12 eksikliğine daha çok karşılaşılmaktadır. Tedaviye doktorunuz karar vermelidir. Kişinin kendisi bu kararı veremez. Kan tahlili sonucunda ölçülen B12’nin değerine bakılarak, hastanın genel tablosu ve beslenme alışkanlıkları gibi durumlar göz önüne alınarak en uygun tedaviyi doktorunuz düzenleyecektir. Yetişkin veya yaşlı fark etmez, gereksinimin olduğu her durumda besin ya da ilaç desteği ile vitamin B12 desteği yapılmalıdır.” Uyarılarında bulundu.

5haber.com / Basın Bülteni